Ağanın Hizmetçisi (+21)
READING AGE 18+
"Bazı tenler birbirine dokunmak için değil, birbirini yakıp kül etmek için yaratılmıştır."
Mardin’in kavurucu sıcağında pınardan su taşıyan o masum sucu kızı, aslında Serhat Ağa’nın en tehlikeli sınavı olacaktı. Zeynep Rozerin, üzerindeki o kan kırmızısı fistanla sadece bir düğün meydanını değil, bir adamın dindirilmez açlığını da ateşe verdi.
Karanlık bir samanlıkta, tozlu balyaların arasında Serhat Ağa’nın nasırlı elleri tenime mühürlenirken, dudaklarından dökülen her kelime bir vaatti:
"Öyle iştah açıyorsun ki Rozerin... Buradaki herkesin içinde seninle birlikte olmamak için kendimi zor tutuyorum!"
Yasak bir arzu, teni yakan bir nefes ve geri dönüşü olmayan bir teslimiyet...
Rozerin, o gece kırmızı dantellerinin altında sadece vücudunu değil, tüm geleceğini de Serhat Ağa’nın insafına bıraktı. Serhat’ın vahşi dokunuşları, Rozerin’in süt beyazı teninde bir mühür gibi gezinirken; bu gece ya bir aşkın doğuşu ya da bir kadının en şehvetli yıkımı olacaktı.
"İstediğini söyle Rozerin... Söyle ki tenin tenime çarptığında sadece Mardin değil, tüm dünya bu günahı duysun!"
🥀 Şehvetin, ihtirasın ve törenin sınırlarında dolaşan, nefes kesici bir hikaye.
Unfold
Mardin’in o kadim ve büyülü atmosferinde, mor salkımların altına kurulan o beyaz masaya doğru, sanki bulutların üzerinde yürüyormuşçasına ilerledik. Akşamüzerinin serinliği, çiçeklerin kokusuyla birleşip yüzümüze çarpıyordu. Belediye nikah memuru, karşımızda vakur bir duruşla oturmuş, cübbesini hafifçe düzeltip gözlüklerinin üzerinden bize babac……
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Waiting for the first comment……