BENİ BANA GERİ VER
READING AGE 18+
Bazı hayatlar yavaş yavaş değişir. Günler geçer, insanlar büyür, yollar ayrılır. Ama bazı hayatlar vardır ki… tek bir geceyle ikiye bölünür. Öncesi ve sonrası olur. Yağmur Oktay’ın hayatı da tam olarak böyle değişti. Altı yıl önce, tek bir gecede.O zamanlar Yağmur sadece bir kızdı. Mahallenin sakar, neşeli, biraz da hayalperest kızı. Saçlarında pembe tokalar taşıyan, merdivenlerden inerken tökezleyen, gülerken gözleri kısılan bir kız. İnsanların yanında rahatça kahkaha atabilen, içindeki duyguları saklamayı henüz öğrenmemiş bir kız. Ama kimsenin bilmediği bir sırrı vardı. O aşık olmuştu. Sessiz, saklı ve umutsuz bir aşktı bu. Çünkü aşık olduğu adam, onun ağabeyinin en yakın arkadaşıydı. Mahir Yağmur’un gözünde sadece bir adam değildi. Güçlüydü. Kararlıydı. Askerdi. İnsanların saygıyla baktığı, konuşurken dikkat kesildiği bir adamdı. Yağmur için Mahir bir hayaldi. Ulaşamayacağı kadar uzak ama vazgeçemeyeceği kadar da gerçek bir hayal. Yağmur hiçbir zaman Mahir’e duygularını söylemedi. Çünkü bazı aşklar söylenmez. Sadece yaşanır. Sessizce. İçten içe
Ama bir gece her şey değişti.Telefonuna bir mesaj geldi.Kısa bir mesajdı
“Seni istiyorum. Bu gece gel.”Yağmur o mesajı defalarca okudu. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki nefes almakta zorlandı. O mesaj gerçekten Mahir’den gelmişti. Belki bir yanlışlık vardı. Belki başka bir anlamı vardı. Belki de… gerçekten onu çağırıyordu. İnsan bazen mantığını değil kalbini dinler. Yağmur da o gece kalbini dinledi. Ve gitti.Ama o kapının arkasında gördüğü şey… onun hayatını paramparça etti.Kapı aralıktı. İçeri girdiğinde gördüğü sahne, kalbini tek bir darbeyle kırdı. Çünkü içeride Mahir vardı. Ama yalnız değildi. O gece Yağmur sadece sevdiği adamı başka bir kadınla görmekle kalmadı. O gece içinde taşıdığı bütün hayaller yıkıldı. O an Yağmur’un içindeki saf kız öldü.Ama o gece Yağmur’un başına gelen tek şey bu değildi.O gece telefonuna bir mesaj daha gelmişti. En yakın arkadaşı Nesli’den.“Sana ihtiyacım var.”Yağmur o mesajı görmedi. Çünkü o sırada bir kapının önünde durmuş, kalbinin parçalanmasını izliyordu. Bir saat sonra telefon tekrar çaldığında ise artık çok geçti. Nesli ölmüştü. Kanserle verdiği savaşı o gece kaybetmişti. Yağmur o haberi aldığında dünyası ikinci kez yıkıldı. Çünkü Nesli sadece bir arkadaş değildi. Onu gerçekten anlayan tek insandı.O gece Yağmur her şeyini kaybetti.Sevdiği adamı.En yakın arkadaşını.Hayatını.Eve döndüğünde içinde büyük bir boşluk vardı. Yaşamak için hiçbir sebep kalmadığını düşünüyordu. O gece hayatına son vermeyi düşündü. Ama tam o sırada kapının altından iki zarf içeri girdi.Biri askeriyeden gelmişti. Yağmur’un gizlice girdiği askeri eğitimlerin sonucu. O sınavları kazanmıştı.
Ama asıl zarf diğeriydi.Nesli’den gelen mektup.Titreyen ellerle zarfı açtı. İçindeki satırlar Yağmur’un hayatını üçüncü kez değiştirdi.“Yağmur…Bu mektubu okuyorsan büyük ihtimalle ben artık yokum. Ama ağlama. Lütfen ağlama. Çünkü ben gidiyorum diye üzülmüyorum. Ben yaşayamadım diye üzülüyorum. Ben kadın olamadan gidiyorum. Bir erkeğin beni sevdiğini hiç görmeden gidiyorum. Hiç aşık olmadan, hiç gerçekten yaşamadan. Ama sen yaşayacaksın. Söz ver bana. Kimseyi dinleme. Ne anneni, ne mahalleyi, ne gelenekleri. Sen o kafesten çık. Sen güçlü bir kızsın ama bunu hiç kabul etmedin. Sen askeri sınavları kazandın. Belki başta birine yakın olmak için yaptın bunu. Ama ben biliyorum, sen vatanını sevecek bir kızsın. Sen bir asker olacaksın. Sonra da kadın. Güçlü bir kadın. Seni arzulayan erkekler olacak. Ama sen önce kendini keşfet. Kendin için yaşa. Benim yaşayamadığım her şeyi sen yaşa. Ben çocuk olarak gidiyorum. Ama sen kadın olarak yaşayacaksın. Söz ver bana Yağmur.”Yağmur o mektubu okurken ağladı. Ama o gece verdiği söz, onu yeniden doğurdu.Ertesi sabah aynanın karşısına geçti. Saçındaki pembe tokaları çıkardı. Çöpe attı. Aynaya baktığında gördüğü kişi artık o eski kız değildi. O gün Yağmur Oktay öldü. Ve yeni biri doğdu
Üsteğmen Yağmur Oktay.Altı yıl sonra…O kız geri döndü.Ama artık kimse onu tanımıyor.Artık o sakar, neşeli mahalle kızı yok. Onun yerine tehlikeli, soğukkanlı ve güçlü bir kadın var. İnfaz Timi’nin komutanı. Düşmanlarının korkulu rüyası. Bir asker. Bir savaşçı. Kalbini en derine gömmüş bir kadın.Ama hayatın garip bir huyu vardır.Geçmiş gömülmez.Bir gün mutlaka geri döner.Ve bir gün Yağmur’un karşısına tekrar çıkar.Altı yıl önce kalbini kıran adam.Yüzbaşı Mahir.Ama bu kez karşısındaki kız o kız değildir.Bu kez karşısında duran kadın bir fırtınadır.Ve bazı fırtınalar yıkmak için değil…Hesap sormak için geri döner.Ama kimse şunu bilmiyordur.Bazı aşklar ölmez.Sadece…Altı yıl boyunca savaşmayı öğrenir.
Unfold
Kanepede yan yana yatıyorlardı. Ev sessizdi. Biraz önceki yoğun duyguların ardından ikisinin de üzerinde garip bir sakinlik vardı. Yağmur dizlerini kendine çekmiş, yüzünün yarısını yastığın arkasına saklamıştı. Normalde susmayan kızdan eser yoktu. Mahir ise karşısında oturmuş onu izliyordu. Uzun uzun. Hiçbir şey söylemeden.
……
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Waiting for the first comment……