Akşam çökmüştü.
Ordu’daki büyük evin içi loştu.
Cihan kapıyı sertçe açıp içeri girdi. Üzerinde bütün günün yorgunluğu vardı. Omuzları gergindi, yüzü karanlıktı.
Salona adımını attığı anda bir ses yükseldi.
“Nihayet geldin!”
Karısı merdivenlerin başında duruyordu.
Yüzü öfkeyle kızarmıştı.
Gözleri sinirden……
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Waiting for the first comment……