yazar günlüğüm
Reads
**“Ben Sahra .Emanet verildiğim adam tarafından ‘aşk’ adı altında esir edildim.Beni koruyacağını söylediler.Ama Kalender'in koruması, bir kafes gibiydi.Bakışları üzerimdeyken nefes almak bile yasaktı; dokunmadığı halde beni sahiplenmişti.Kalbim sevdi mi onu?Belki…Çünkü karanlık bir adamın yanında, korku ile arzu arasındaki çizgi çok inceydi.Bazen onun yanında güvende hissettim.Bazen de kaçmak istedim ama nereye?Çöl kadar geniş bir dünyada, tek esaretim onun adını taşımaktı.Aşk dedi.Ben ise esir kaldım.”**
Updated at
Reads
Özür dilerim Dizdar bey , ben rüya gördüm " diyerek utandı yere baktı. Dizdar elini okşadı . " İyi misin biraz daha ? " Irmak kafa salladı. Karnı ağrıyordu .Eliyle tuttu " Uzanmak istiyorum " diyerek elini çekti . Dizdar elini karnına attı " Ağrın mi var ? zorladım mı ben seni ? " " Hayır bu ağrı normal, ilk defa oldu çünkü . Kendinizi suçlamayın. Uyumak istiyorum " diyerek geri çekildi ve kenardan odaya girdi . Dizdar peşinden gitti kolundan tutup kendine çekti. " Kaçma benden , sana zarar vermem. İstemediğin sürece de dokunmayacağım .Uzak durma . Yaşadıklarını unutturmama izin ver " Irmak yutkundu nefes verdi " Unutamam Dizdar bey .Ben sizinle konuşmak istiyorum zaten . Ben dedemle bir anlaşma yaptım . " Dizdar kızı bıraktı baktı kaşını çattı. " Ne anlaşması" " Benim ölen eski eşim Enes , vuruldu. Bir not bırakmıştı bana .Onu. yazısı değildi .O yazı kime ait dedem bulacak.Söz verdi bana. Sizinle evlenmem şartı ile . Dedenizde yardım edecekmiş .Sizde evliliği bir erkek çocuk için istemissiniz. Bebek doğar doğmaz ben giderim duramam burda .Sizde bende istediğimizi alıp bu işi bitircez . Ben burda sizinle kalamam . Kalbim başkasına ait iken olmaz. Sizde bunu bilin . " Dizdar sinirle baktı. " Derdim aşirete bir erkek çocuk vermek evet . Ama annesiz bir çocuk büyütmek değil İrmak. Hem sen nasıl bırakıp gidiceksin çocuğunu. Hangi anne bırakır ? " Irmak kafa salladı " Bu benim problemim Dizdar bey .Bu şekilde olmak zorunda. " Dizdar kafa salladı sinirle baktı " Bak pişman olursun . Bu işler böyle gitmez. Bırakmak zor gelir . Bekara karı boşamak kolaydır. " Irmak geri çekildi. " Hamile kalmam için burdayım. Bebek olunca ve doğunca size verip gidicem. " " Uzatmanın anlamı yok . " Dizdar sinirle masaya tekme attı. " Niye o gün demedin o zaman. " Irmak oturdu yatağın kenarına . " Dizdar bey uzatmayalım lütfen . Bu şekilde olmak zorunda. Güçlü birisisiniz. Belli. Çocuğunuza anne bulmak sizin için çok zor olmasa gerek. " Dizdar tekrar sinirle baktı " Pişman olacaksın unutma. O saatten sonra görmek istesende evladını bırakıp gitmek isteyen bir kadına çocuk göstermem bil . " Irmak kafa salladı hüzünle " Tamam , " diyerek uzandı . Dizdar deli olmak üzereydi. Balkona çıktı " Bir gecede hayatımı sikti lan " " Amına koyayım böyle işin " " Dede , dede sen sardın başıma bu işi dede " " Ulan dede , ulan dedee ! " diye diye bir paket sigara içti. Nikah gecesi adama zehir zemberek oldu . Konakta ise durum aynıydı. Buse annesini sordu durdu .. . Fatih ise otelde zil zurna sarhoştu. " Dokundu lan sana ! " " Benim olana dokundu." " Anlaşmanızı sikeyim lan " " Benim sevdiğim kadın , şimdi o picin kollarında ." İçti tekrar . " Ahhhhhhh " diye kükredi resmen. Sızdı olduğu yerde . Dizdar ve Irmak üç gün kaldı o evde .Dizdar kıza dokunmadı bir daha bu süreçte. Irmak sadece yemek yedi oturdu . Dizdar kendini dışarı attı hep . Bugün konağa dönüp resmi nikah yapacaklardı. Dizdar kıza baktı " Bugün resmi nikah var . Konakta gidelim " dedi düz bir şekilde. Irmak ayağa kalktı " Telefonumu verin " dedi . Dizdar sinirle yaklaştı elini cebine attı " Hayır , yeni telefon aldım sana onu kullan . Anılarının benim konağımda işi yok. " "Benim odamda benim yatağımda başka bir adamı anamassın ! " Irmak gözleri doldu " Silmeyin ne olur hiç bir fotoğrafı , tek hatıralarım onlar lütfen " Dizdar deliye döndü. Bir adım daha attı . " Kızım bak deli etme beni. Benimle evlisin. Gerçek yada değil ,anlaşma yada başka bir şey. Umrunda değil benim ." " Benim karımsın. Anıların da hatıralarında bitti ! " Irmak gözleri alev alev yandı " Nasılsa yedekleri var ! " diyerek sinirle çıktı eşyaların almak için . Dizdar koltuğa tekme attı " Yedeklerine sokayım amına koyayım! " " Ne beladır aldım başıma ! " " Şeytan diyor tövbe yarabbim! " diyerek oturdu koltuğa. Kız indi elinde küçük valiz . " Gidelim " diyerek .Dizdar sinirle yaklaştı " Gidelim ! " diyip çıktılar. Irmak tek kelime etmedi yine. Konak süslenmiş , yemekler hazırlanıyor. Göktürk ve Tufan gelmişti.İrmak indi arabadan " Günaydın yenge " dedi iki adam .Irmak umursamadı bile geçti gitti . " Takmadı bizi ! " diyerek sırıttı Göktürk. Aynı sinirle Dizdar indi . " Oooo damat " diye takıldı iki adam .Dizdar " Nikah bitsin, mekâna geçelim stres atmam lazım amına koyayım hadi! " diyerek geçti oda içeri .
Updated at
Reads
Gece, Hakkari dağlarının üstüne ağır ağır çökerken, bazı kaderler çoktan yazılmıştı bile. İnsan bazen kendi hayatını yaşamazdı; ona miras bırakılan acıları taşırdı sadece. Benim payıma düşen ise bir kadının gözlerindeki yas ve kardeşimin kanıyla mühürlenmiş bir emanetti. O gece Yusuf toprağa verilirken, ben daha mezarın başında anlamıştım… bazı yeminler kırılmazdı, ama bazıları insanın kalbini paramparça ederdi. Ve ben, kardeşimin sevdiği kadına bakarken, hayatımın artık bana ait olmadığını ilk kez o an hissetmiştim.
Updated at
Reads
Şırnak'ın suskun sokaklarında yankılanan bir hikâye bu…Aşkın, ihanetin ve intikamın iç içe geçtiği bir yangın.İki amca oğlu…İnanç Şehzadeoğlu ve Demirkan Şehzadeoğlu.Biri, bir kadının kalbini oyuncak gibi kırabilecek kadar acımasız…Diğeri, geçmişin hesabını sormak için yanıp tutuşan bir adam.Ve bir kadın…Meyra.Sevmeyi bilmeyen bir adama, hayatını verecek kadar körkütük âşık olan bir kadın.İnanç’ın yalanlarına, dokunuşlarına, sahte sevgisine inanacak kadar saf…Ve bir gecede terk edilecek kadar yalnız.Ama bu hikâye sadece bir aşkın ölümü değil…Bu, bir adamın intikam yemini ettiği, bir kadının küllerinden doğacağı bir hikâye.Demirkan, Meyra’yı gördüğü günSadece bir kadını değil…İnanç’ın en büyük zaafını buldu.Aşkın yerini nefret alırken,Geçmişin hesabı kanla mı ödenecek,Yoksa kalpler yeniden mi yazılacak?Çünkü bazı aşklar…Ya öldürür,Ya da yeniden yaratır....
Updated at
Reads
Ben Hasret.İsmimi söylediklerinde kimse hikâyemin ağırlığını bilmez. Çünkü bazı isimler, dışarıdan bakıldığında sıradan durur ama içine gömüldüğünüzde bir ömür taşınır.Ben Hasret…Huysuz babam Şervan’ın biricik üvey kızıyım. Onun sertliği, mesafesi, bazen bir bakışıyla bile insanın nefesini daraltan o ağır duruşu… çocukluğumun bir parçasıydı. Ama o sertliğin içinde bile bana ait bir düzen, bana ait bir koruma vardı. Onun sevgisi kolay değildi, gösterişli hiç değildi. Ama vardı. Bunu zamanla anladım.Ve ben Hazar’ın tatlı kızıyım.Hazar… beni “kızım” diye çağırdığında içimdeki bütün eksik parçaları tamamlamaya çalışan adam. Sanki dünyada bir yerim varmış gibi hissettiren, sesiyle bile insanın içini yumuşatan o baba. Onun yanında hiçbir şey eksik değildi; ne güven, ne şefkat, ne de aitlik hissi.İki baba…Biri sert bir dağ gibi, diğeri sıcak bir ev gibi.Ve ben, iki farklı kalbin ortasında büyümüş bir kız.Ama hayat, her zaman sevgiyle yazılmıyor.Ben Hasret…Üvey abimin öz annesinin intikamına kurban giden Hasret.Bu cümleyi söylemek bile boğazımda düğüm. Çünkü bazı insanlar bir olayın nedeni değildir… sadece sonuçtur. Ben de öyleydim. Bir öfkenin devamı, bir geçmişin kapanmamış defteri, yanlış zamanda doğru yerde duran bir isim.Üvey abim…Onun varlığı hayatımda bir çizgi gibiydi. Geçilemeyen, geri dönülemeyen, silinemeyen bir çizgi. Bazen sessizliği bile tehdit gibi hissedilen bir gölgeydi. Onun dünyasında ben neredeydim, bunu hiçbir zaman tam bilemedim. Ama onun dünyası, benim kaderimi şekillendirecek kadar büyüktü.Ve Merdan Ağa…Onun nefretiyle sınandım ben.Bazı insanlar severek değil, nefret ederek yönetir hayatı. Merdan Ağa da onlardan biriydi. Bakışlarında bir hüküm, sözlerinde bir ağırlık vardı. Sanki benim varlığım, çok daha önce yazılmış bir hesabın gecikmiş ödemesiydi.Ben ise sadece o hesabın içine düşen yanlış bir satırdım.Ama kimse şunu bilmez…Yanlış yazılan satırlar bile bazen en büyük hikâyeyi başlatır.Ben Hasret.Ve bu, benim istemeden içine doğduğum, ama sonunda en çok benim kanımın aktığı hikâye.
Updated at
Reads
"Lan gönderdiğin kız bakire çıktı mal herif!" "Ne?!" "Saçmalama oğlum ne bakiresi!" "Lan yalan mı söylüyorum amına koyayım!"Celal telefonda bağırırken, Ferman’ın kaşları çatıldı. Sinir damarları alnında belirginleşti.Celal hâlâ konuşuyordu ama Ferman artık dinlemiyordu.Celal döndü durdu etrafında "Kapat döneceğim kapat!"Ferman sinirle kapattı.Odanın içinde ağır bir sessizlik çöktü.Yavaşça başını çevirip yatağa baktı.Uyuyan kıza.Bir hayat kadını için fazla... fazlaydı.Abartı makyaj yoktu. Hatta neredeyse hiç yoktu.Yüzü tertemizdi.Uzun kirpikleri yanağına gölge düşürüyordu.Gözleri kapalıydı ama belli oluyordu... açıldığında yakacak cinstendi.Dudakları dolgun ama doğal.Kıvırcık saçları yastığa dağılmıştı.İpek gibi...Ferman’ın çenesi kasıldı. "Bu ne lan şimdi..." diye mırıldandı kendi kendine.Tam o sırada telefon yine çaldı.Celal.Sinirle açtı. "Oğlum o başka kız lan. Dün gelen kız beklemiş seni anlamışsın kapıdan!"Ferman dondu.Bir anlığına nefes almayı unuttu.Odanın içi daraldı sanki. "Senin tipini sikeyim Celal..." dedi dişlerinin arasından.Telefonu kapattı.Bakışları tekrar kıza kaydı.Bu sefer farklı baktı.Daha dikkatli.Daha sert.Ve biraz da... sorun arar gibi.Tam o anda kız hafifçe kıpırdandı.Kaşları çatıldı.Başını tuttu. "Ahhh... başım…"Gözlerini zorla araladı. "Neredeyim ben..."Ferman kımıldamadı.Sadece izledi.Kız doğrulmaya çalıştı ama başı döndü.Etrafa baktı.Yabancı bir oda.Yabancı bir yatak.Ve…Adam.Bakışları Ferman’a kilitlendi.Bir saniye.İki saniye.Sonra gözleri büyüdü.Şok.Gerçek, tokat gibi yüzüne çarptı.Yatağa baktı.Kendine baktı.Nefesi hızlandı. "Ne oldu bana?!"Sesi titriyordu artık. "Kimsiniz siz?! Ne yaptınız bana?!"Ferman sonunda hareket etti.Yavaşça geriye yaslandı.Umursamaz gibi.Ama gözleri hâlâ kızın üzerindeydi. "Lan zorla mı yaptım..." dedi sertçe. "Sen girdin koynuma."Kızın yüzü bembeyaz kesildi."Saçmalamayın!" diye bağırdı. "Ben sizi tanımıyorum bile!"Ferman’ın gözleri karardı."Ben de seni tanımıyorum zaten. "Oda tekrar gerildi.Kız nefes nefese kaldı.Ellerini kendine çekti.Sanki kendini korumaya çalışıyordu."Ben... ben buraya nasıl geldim... "Sesi bu sefer daha kısık çıktı.Daha korkulu.Ferman cevap vermedi hemen.Gözlerini ondan ayırmadan konuştu. "Onu ben de öğrenmek istiyorum zaten. "Kızın gözlerinden yaşlar dolmaya başladı.Ama ağlamadı.Yuttu.Güçlü durmaya çalıştı.Ferman bunu fark etti.Ve ilk defa… kaşları hafifçe kalktı. "Demek öyle…" diye geçirdi içinden. "Bu kız… sandığım gibi değil."Ama yine de sesi sert çıktı:"Ağlayacaksan ağlama. Bu numaralar bana sökmez."Kız gözlerini silmedi bile.Sadece baktı ona.Dik.Korkusuna rağmen. "Sen , sen bana bir şey içirdin …" dedi kısık ama net bir sesle. "Ama bunu kanıtlayınca kork benden.."Durdu.Yutkundu.Ama geri adım atmadı.Ferman hafifçe sırıttı.Tehlikeli bir sırıtıştı bu."Varsa ne yapacaksın?"O an odadaki hava değişti.İkisi de fark etti.Bu artık sadece bir yanlış anlaşılma değildi.Bu…Bir savaşın başlangıcıydı.
Updated at
Reads
Şervan kapıyı sertçe açtı tekme ile . Seneler sonra bu kapıya gelmek ,onun için ölüm gibiydi . Berfin yukarıda kızını emziriyordu. Şervan'ın sesi yırtıldı resmen ... " Nerde lan o kansız yeğenin ! nerde lan . Mahmut ağa çık dışarı ..." Berfin’in kalbi bir anlığına durdu. Bebeğini göğsüne daha sık bastırdı. Parmakları titremeye başladı. O ses… Gençliğinin kabusu o ses . Avluya Mahmut Ağa çıktı. Yaşlı ama dimdik. “Şervan Ağa… ne oldu oğlum?” Şervan’ın gözleri kan çanağı gibiydi. Çenesindeki kaslar kilitlenmişti. “Velat nerede?” dedi dişlerinin arasından. “Yeğenin nerede lan ?” Mahmut Ağa’nın yüzü soldu. Şervan bir adım daha attı. Sesini yükseltmedi. Ama sesi daha tehlikeliydi artık. “Kardeşimi kaçırmış. Velat nerede?” Yukarı katta Berfin dizlerinin bağı çözülecek gibi oldu. Velat… Demek sonunda olmuştu. Şervan’ın kız kardeşiyle yıllardır gizli gizli görüşen Velat… Şimdi iki aşiretin arasına ateş atmıştı. Aşağıda hava ağırlaştı. Bir kuş bile uçmadı. Şervan’ın bakışları bir an merdiven boşluğuna kaydı. Sanki hissediyordu. O evde onun kokusu vardı. Berfin o evdeydi. Ama şu an mesele aşk değildi. Mesele namustu. Mesele kan davasına dönüşebilecek bir yangındı. “Velat’ı çıkar karşıma, Mahmut Ağa,” dedi Şervan. “Yoksa bu kapıdan ya ben kanla çıkarım… ya kanla çıkarım!!!!" Mahmut Ağa ellerini iki yana açtı. “Şervan… dinle beni oğlum. Velat’ın babası öldüğünde daha on üçündeydi. Ben büyüttüm o çocuğu. Evimizin tek oğlu o. Bir de on yaşında kız kardeşi var. Yanlış yaptı ama…” Şervan’ın gözleri alev gibiydi. “Ne anlatıyorsun lan sen , Yanlış mı?” Bir kahkaha attı ama içinde zerre mizah yoktu. “Kardeşimi kaçırmış, sen bana yanlış mı diyorsun Mahmut Ağa?” Silahı belinden çekti. Namlu bir anda havayı kesti. Mahmut Ağa’nın göğsüne doğrulttu. Avlu buz kesti. “Onu bana teslim et. Yoksa ben alırım.” Mahmut Ağa bir adım geri çekildi ama diz çökmedi. “Seviyorlar Şervan. Sen de bilirsin sevdayı.” O kelime… Sevda. Şervan’ın çenesi kilitlendi. Tam o anda yukarıdan bir ayak sesi geldi. Berfin merdivenleri koşarak indi. Kucağında bebeği. Saçları uzun hala siyah , yüzü bembeyaz. “Baba!” Hiç düşünmeden silahın önüne geçti. “Ne olur… ne olur indirin o silahı…” Şervan dondu. İki yıl. Tam iki yıl sonra ilk kez görüyordu onu. Berfin’in yüzü eskisinden daha olgundu. Ama gözleri… o bal rengi gözler… hâlâ aynıydı. Sonra Şervan’ın bakışı aşağı kaydı. Bebek. Minik bir yüz. Masum. Hiçbir şeyden habersiz. Zaman bir anlığına durdu. Berfin’in elleri titriyordu ama geri çekilmedi. “Babamı vuramazsın…” Şervan’ın parmağı tetikteydi. Ama ateş etmedi. Gözleri tekrar Berfin’e çıktı. Öyle bir baktı ki… içinde hem yılların özlemi hem gömülmüş bir yangın vardı. Bir adım yaklaştı. Sesi kısıktı ama sertti. “Çekil.” Berfin başını salladı. “Hayır.” O an Şervan’ın yüzü taş kesildi. İçindeki adam bir saniyeliğine uyanmıştı. Ama hemen öldü. “Çekil dedim!” diye kükredi. “Velat nerede?!” Bebek ağlamaya başladı. O ses Şervan’ın kalbine kurşun gibi saplandı. Ama yüzündeki ifade değişmedi. “Onu bulduğumda… ya ölecek yada ölecek lan .” Avludaki herkes sustu. Şervan son kez Berfin’e baktı. O bakışta iki yılın özlemi vardı. Ama geri çekildi. “Bu iş daha bitmedi.” Silahını indirdi ama öfkesini değil. Ve o evden çıkarken, Berfin şunu hissetti: Şervan Hewlêrî , artık eskisi gibi sevmiyordu. Artık yakıyordu. Dilan ile Velat iki gün sonra bulundu. Kaçamamışlardı. Saklanmışlardı. Dilan dimdik duruyordu. Velat’ın elini bırakmamıştı. “Ben kendi isteğimle geldim,” dedi Dilan. Sesi titremedi. Şervan’ın gözleri kız kardeşine döndü. O bakışta hem ağabey hem ağa vardı. Ama merhamet yoktu. Aşiret konağında büyükler toplandı. Hava ağırdı. Bir karar verilecekti. En yaşlı aşiret büyüğü konuştu: “Kan akmasın. Gençler sevdalı. Berdel olsun bu iş.” Şervan’ın çenesi kilitlendi. “Nasıl?” dedi soğuk bir sesle. “Velat’ın kız kardeşi var. On yaşında. Söz kesilir, büyüyünce nikâh olur.” Bir anlık sessizlik… Sonra sandalye devrildi. Şervan ayağa fırladı. “On yaşında lan o!” diye haykırdı. “Çocuk daha!” O an herkes sustu. Şervan öfkeliydi ama adaletsiz değildi. Çocuğu berdel yapmak gururuna bile ağır gelmişti. Başka bir büyüğün sesi duyuldu. “O halde…” dedi ağır ağır. “Berfin.” Avludaki hava değişti. “Kadının kocası şehit oldu. Bebesiyle ortada kaldı. Kan bağı güçlenir. İki aile barışır.” Şervan’ın gözleri bir anda karardı. “Ne dedin sen?” Sesi düşüktü ama tehlikeliydi. “Berfin’i alırsın. Berdel sayılır. Kan kapanır.” O an Şervan’ın içinde yıllardır gömdüğü her şey kabardı. Bir kahkaha attı. Acı bir kahkaha. “Ben kimsenin artığını almam.” Cümle konağın duvarlarına çarptı. Mahmut Ağa başını eğdi, sesinde hem üzüntü hem de kararlılık vardı: “Kızım kimsenin artığı değildir. Namusu ile evlendi ve kocası şehit oldu. Bebesi ile ortada kaldı.” Şervan’ın bakışları, içindeki öfkeyle birleşip bir anlığına titredi. Ama dışarıya yansıttığı sertlik hâlâ korkunçtu. Kimse ona yaklaşamazdı, ne büyük ne küçük. Avluda sessizlik çöktü. Sanki dağlar bile Şervan Hewlêrî’nin öfkesine teslim olmuştu..
Updated at
Reads
Barut , yakışıklı ama bir o kadar sert ve soğuk bir adamdı. İri yapılı, kaslı bedeni ve keskin bakışlarıyla etrafındakileri kolayca etkilerdi, ama çoğu kişi onun içine giremeyeceğini bilir, yaklaşamazdı. Hayatı, motor ya da arabalarla çevrili metal ve yağ kokusu arasında şekillenmişti; duygularını çoğu zaman eldivenli elleriyle bastırır, kimseye kolay kolay güvenmezdi.Karşısında duran Açelya ise tamamen başka bir dünyadan gelmişti. Saman sarısı saçları, şımarık gülüşü ve zenginliğinin getirdiği özgüveniyle, Barut'un katı ve düzenli dünyasına adeta bir fırtına gibi girdi. O, hayatı eğlenceli ve kolay alınmış bir hediye gibi görüyordu; kuralları hiçe saymakta ve sınırları zorlamakta ustaydı.Bu ikisi, farklı dünyaların insanlarıydı: Biri paslı ve sert, gerçeklerle dolu; diğeri parlak, dikkat çeken ve her an kırılabilecek bir pırlanta gibi. Ama kader, onları bir araya getirmişti ve hiçbir güç bu karşılaşmayı geri çeviremezdi.
Updated at
Reads
Meryem kapıda kızı bekliyordu, biraz yürüyeyim kıza doğru diye yürüdü, Hançer yine siyah jeepi gördü , yutkundu nefes verdi. Cesur indi arabadan aşağı , yürüdü kıza doğru Hançer baktı adama hızlı adımlarla Meryem'e doğru yürüdü karşıdaydı Meryem'de, Meryem de arabayı ve adamı gördü . " Ay bu adam kıza bir şey yapacak en sonunda " diye söylendi , kendi kendine. Hançer baktı adama " Ne işin var senin yine benim etrafımda be adam " " Seni almaya geldim , fazla naz aşık usandırır dedim sana usandım artık , sana bana bir şans ver dedim ama sen dinlemedin " derken arkadan adam kızı tuttu çekti arabaya , Meryem koştu Hançer diye . Cesur kızı çoktan bindirdi arabaya, Hançer bırak Cesur böyle olmaz diye ağlıyordu . Cesur duymadı , adam direksiyona geçti , Cesur kızı tuttu saçını okşadı " Bas gaza lan " diye bağırdı. Adam bastı kızın çantası üstündeydi, Cesur aldı baktı telefonuna kartı kırdı attı camdan . Hançer ağlıyordu " bırak beni bak öldürürler seni abim öldürür seni" diye . " Bir bok yiyemez o abinler beni çok hafife alıyorsun sen " diyerek baktı gülümsedi kıza . Hançer bağırdı " Zorba adam olmaz dedim sana değil mi " " Bende seni alırım dedim değil mi Hançer " " İstemiyorum Cesur bırak " , " Sus artık Hançer " diye çekti kızı kendine tuttu kollarından ilk defa bu kadar yakındı, kıza . Bir saate yakın sürdü eve varmak , araba evin önünde durdu, adam kapıyı açtı, Cesur indirdi kızı " Geldik yavrum " diyip çekti kızı . Hançer ağlıyordu hala . Fırat olanları anlattı Ateş'e, Ateş " Doğru olanı yapmış Cesur , yeter çok çektirdi adama . Bassın nikahı tıpış tıpış oturacak merak etmesin , bak Nehir hamile , bir yere gidemez artık benim karım" " Oğlum ne zorba adamlarsınız lan " " Sen birini sev görecem senide lan" " İsim olmaz kız kaçırmak falan ne lan " " He he görecez Fırat ağa " diyip konuştular iki adam . İçeride imam ve iki kişi vardı, Hançer baktı Cesur girmeden kızı iyice çekti kendine " Abin bir toplantıda şu an ,getir lan diye bağırdı adamına , gösterdi abisini başında bir adam silahı saklıyor Hançer " abiii " diye ağladı. Cesur devam etti şimdi burda nikahımız kıyılacak sonra resmi nikah kıyılacak sen benim karım olacaksın! ha kabul etmiyorum diyosan abin ölecek hemde gözlerinin önünde! hemen karar ver üç dakikan var süre başladı! " Hançer " Cesur , bak ne olur tamam zaman ver götür beni eve alışmam için zaman ver söz veriyorum kabul edicem gel iste beni tamam mı? " " Sana kaç kere geldim , üç senedir köpek oldum lan! bitti ama şimdi son dakika hadi ! " " Cesur ne olur " " Sıkın " diye talimat verdi, Hançer durun diye bağırdı tamam kabul ediyorum tamam diyerek . Cesur güzel diyerek çekti kızı abdest al gel dedi banyoyu gösterek . Hançer ağlaya ağlaya aldı çıktı. Örtü verdi Cesur kıza , örttü Hançer oturdular imamın önüne nikah kıyıldı. Resmi nikah için herşeyi ayarlamıştı adam , imzalar atıldı. Resmen karısıydı artık . Herkes gitti , Hançer ağlıyordu hala " Ağlama boşuna artık benim karımsın yarınada herkes duyar zaten " " Abim seni yaşanmayacak ! " " Acıktın mı güzelim hadi gel yemek ye " dedi tepsiyi verdi önüne . Hançer eliyle döktü herşeyi " Zıkkım yerim senin yemeğini yemem " Cesur " Ya sabır " diyerek baktı . Ortalığı topladı baktı kıza " Çok güzelsin lan" diyerek, göz devirdi kız " Seni ilgilendirmez benim güzelliğim" dedi yine . Cesur sinirle baktı kafa salladı sağa sola, " Çok inatsin Hançer ama ben o inadı kırarım haberin olsun, bana sökmez" " Nasıl bir duygu Cesur , Ateş senin en yakın arkadaşın değil mi , ben ona deli gibi aşığım seviyorum onun olmak istiyorum ama sen beni kaçırıp senin olacağımı düşünüyorsun söylesene nasıl bir duygu bu eziklik" " La havle Allah'ım sen aklımı koru Yarabbim, kızım adam evli mutlu ha birde şimdi çocuklu seni sevmiyorum dedi sana elli kere , bir kadın olarak ezik olan sensin , akıllı ol aklını başına al bak ben seni çok seviyorum güzelim seni mutlu etmek istiyorum bana he de , söz veriyorum sana herşey çok güzel olacak , düğün kına ne istersen yapacağım o güne kadar elimi sürmem sana merak etme " " Süremezsin zaten ! öldürürüm seni, ben Ateş'e aidim onu çok seviyorum, o kız onu sevmiyor ayrılacaklar o da bana kalacak , bende ilk fırsatta alacağım Ateş'i . " " Ulan kadın deli etme bak beni sikerim senin belanı şimdi , evli adamı mı ayartacaksın , sende evlisin artık benim karımsın bak salak salak konuşma! " " Kuma bile giderim ona , ! " Cesur sinirle tuttu saçını çekti " Bana bak beni deli etme kızım sus kemiklerini kırıp eline verdirme bana şimdi " Hançer sırıttı " Deli oluyorsun değil mi , Ateş'i deli gibi kıskanıyorsun değil mi çünkü onu seviyor**" diyemeden adam çenesini tuttu parmakları ile sıktı sıktı gözlerinden yaşlar düştü kızın , Cesur'un ise alevler çıkıyordu sanki . " Bir daha o ağzından Ateş kelimesi çıksın " silahı çıkardı dayadı kızın başına, devam etti " Muradıma ermeden öldürürüm seni! "
Updated at
Reads
Kumru daha on beş yaşındaydı…Hayat onu büyütmek için acımadı.Urfa’nın kavurucu sıcağında çıkan bir ahır yangınında annesini ve babasını kaybetti.Dünyada tek dayanağı olan abisi Yılmaz ise hapisteydi.Kimsesiz, savunmasız, yalnız…Ve bir gün, Urfa’nın en büyük ve en kudretli aşireti olan Soylu ailesine besleme olarak verildi.Bir kız çocuğunun kaderi, bir aşiretin taş duvarları arasına teslim edildi.Soylu konağı, Kumru için hem sığınak hem de kafesti.Masumiyetiyle girdiği bu evde, töreler, sırlar ve yasaklı duygular onu bekliyordu.Bir çocukken geldiği bu konakta ya bir kadına dönüşecek…ya da paramparça olacaktı.Abisi Yılmaz dışarı çıktığında, kardeşini artık tanıyamayacak kadar değişmiş bir Kumru bulacaktı.Çünkü bazı kızlar büyümez…onları kader büyütür.“Kumru, bir aşiretin gölgesinde büyüyen bir kuştu.Ama kimse onun uçmayı öğreneceğini hesaba katmamıştı.”...
Updated at
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.