Aşk ve Kül +18
READING AGE 18+
"Beni yalnız sarhoş gördüğün an..."
Gözlerimin en derinine bakarak, o tehlikeli ve vaatkâr sesiyle devam etmişti:
"Odana gir ve kapını kilitle."
O gece bu sözün altındaki karanlığı görememiş, söylediklerine hiçbir anlam verememiştim.
Ama bu gece... İçkinin onun zihnindeki o vahşi etkisini çok iyi bilerek, adımlarımı onun odasına doğru yönlendirdim.
Adımlarım öyle korkak, öyle çaresizdi ki... Normalde kaçmak için her yolu denediğim o adamın yatağına girmek için resmen fırsat kollamıştım.
Ve o fırsat, bu gece bana altın bir tepside sunulmuştu.
Mirhan Karaçay beni yok ettiği ateş de artık kendisi yanacaktı. Çünkü bu kez kül olan yalnız ben olmayacaktım.
Titreyen elimi kapının koluna güçlükle attım.
Kalbim göğsümde deli gibi çarpıyordu.
Derin bir nefes alıp kapının kulbunu yavaşça indirdim.
Karanlık koridorda yankılanan gıcırtıyla kapıyı açıp içeri süzüldüm.
O da zifiri karanlıktı. Sadece pencereden süzülen bahçe lambasının ışığı ortalığı loş bir şekilde aydınlatıyordu.
Mirhan yarı çıplak halde yatağın üzerindeydi. Elinde, sanki saatlerdir içmiyormuş gibi sabit duran bir bardak vardı.
Bakışlarımız buluşunca yavaşça yataktan kalktı. Elindeki bardağı odadaki komodinin üzerine bırakırken çıkan o tok ses, sessizliği kesti.
Sarhoştu.
Ama bana yaklaşırken adımında tek bir tereddüt bile yoktu.
Aramızdaki mesafe kapandıkça, tenine sinen o keskin alkol ve erkeksi koku nefesimi kesti.
Tam önümde durdu.
Boyunun verdiği avantajla üzerime çöken bir gölge gibiydi.
Canavarın gölgesi... artık kaçamayacağım kadar yakındı.
En kötüsü de, o gölgenin altında ilk kez kendimi güvende hissetmemdi.
Mirhan'ın tehlikeyle parıldayan gözleri büyük bir açlıkla üzerimde gezindi.
Onun için kısa, transparan siyah bir gecelik giymiştim. Çıplaklığım ilk kez beni rahatsız hissettirmiyordu.
Gözlerindeki o yoğun, karanlık bakış beni titretse de geri adım atmadım.
Elini çeneme koydu. Başımı kaldırıp beni kendine çevirdi. Dudakları dudaklarıma değdiğinde ürperdim ama geri çekilmedim. Alkolün acı tadı damaklarımda yayılırken ona uyum sağlamaya çalıştım.
Sakin başlayan öpüşü saniyeler içinde derinleşti. Öyle hoyrat ve sert bir hal aldı ki, karşılık vermeye çalışırken nefes dahi alamıyordum.
Sırtımda gezinen elleri kalçama inince derin bir hırıltı koptu dudaklarından. Beni tek hamlede kucağına aldı.
Ayaklarım yerden kesilince, refleksle bacaklarımı beline doladım. Sertliği kalçamın arasında bir nabız gibi atıyordu.
Yeri titreten adımlarla yatağa yöneldi. Beni kucağından indirmeden yatağın kenarına oturdu. Sırtım yatakla buluşmadan hemen önce, gözlerindeki o karanlık açlıkla yüzüme baktı.
"Seni uyarmıştım."
Fısıltılı sesi her zamankinden daha hırçındı.
"Bu kapıdan girdiysen, artık dönüşün yok."
Dudağıma acı bir tebessüm yerleşti.
Dönüşü olmayan asıl oydu ama şimdilik bunun farkında değildi.
Sadece alacağı zevke odaklanmıştı; zaten hiçbir zaman hislerimi, duygularımı önemsememişti.
Beni sevdiğim adama karşı bir silah olarak kullanmıştı. Ama artık namlunun ucunda duran kendisiydi.
Kalbim sevdiğim adamda kalsa da, ruhum bu gece Mirhan'ın karanlığında kaybolacaktı.
Unfold
Meyra
Kalabalığın arasında elimdeki tepsiyle ilerlemek zaten zorken, etrafımda hoyratça dans eden ve kimseyi umursamayan bedenlerin arasında iş yapmak daha da zordu.
Herkesi coşturan müzik ise ağrıyan başıma sadece ritim tutuyordu.
Nihayet tezgaha ulaştığımda elimdeki boş tepsiyi tezgahın üzerine bırakıp……
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Waiting for the first comment……