Baharın ilk ılık nefesi Mezopotamya ovasına sızdığında, Karadağ Konağı’nın asırlık taşları da kışın o sert ayazından sıyrılıyordu. Zaman, geçmişin yaralarını tamamen kapatmamıştı belki ama o yaraların üzerinde artık taze, yeşil filizler boy veriyordu. Konağın yüksek pencerelerinden içeri giren rüzgâr, artık barut kokusu değil, ovadaki zeytin çiç……
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Waiting for the first comment……