152.529K
VISITORS
3.403K

ABOUT ME

ELEŞTİRİ İLE HADSİZLİK ARASINDA ÇOK İNCE BİR ÇİZGİ VARDIR. ELEŞTİRİLMEYE ASLA SES ÇIKARMAM AMA HADSİZLİK OLURSA GÖRMEK İSTEMEDİĞİNİZ BİR YÜZÜMLE KARŞILAŞIRSINIZ.

ABOUT ME

ELEŞTİRİ İLE HADSİZLİK ARASINDA ÇOK İNCE BİR ÇİZGİ VARDIR. ELEŞTİRİLMEYE ASLA SES ÇIKARMAM AMA HADSİZLİK OLURSA GÖRMEK İSTEMEDİĞİNİZ BİR YÜZÜMLE KARŞILAŞIRSINIZ.
FOLLOWING
You are not following any writers yet.
More

STORY BY MİRA VEYN

DEMİR (+18)

DEMİR (+18)

Reads

Bir gelinlik… Bir oda… Ve iki yabancı beden arasında kıvılcımlanan yasak bir çekim. Gonca, kâğıt üzerinde karısı olduğu adamın bakışlarında ne sevgi ne de şefkat bulur. Toygar için bu evlilik bir zorunluluktur; dudaklarından dökülen her kelime, Gonca’yı itmek için seçilmiş gibidir. Ama inkâr edilen her şey gibi, bastırılan arzu da sessizce büyür. Aşağılayan sözlerin ardında titreşen bir gerilim vardır. Dokunulmayan her ten, daha çok hisseder. Yaklaşılmayan her beden, daha çok çağırır. Gonca geri çekilen, susan bir kadın değildir. Toygar’ın sertliğine karşı dik durur; bakışlarıyla meydan okur, sözleriyle sınırları zorlar. Bu evlilikte sadece iki soyadı değil, iki inat, iki ateş ve iki yaralı ruh çarpışır. Bu bir aşk hikâyesi değil… Henüz. Bu; nefretle başlayan, arzuyla sınanan ve dokunulmadıkça daha da tehlikeli hâle gelen bir yakınlığın hikâyesi. Bir adım… Bir bakış… Ve geri dönüşü olmayan bir temasın eşiğinde duran iki insan.

Updated at

Read Preview
KUMANIN YEMİNİ (+21)

KUMANIN YEMİNİ (+21)

Reads

Bahrimil de kızların kaderi kendi elleriyle değil, başkalarının sözüyle yazılırken bir söz daha verildi. O sözle bir kız daha defa edildi. Elvan, iki ailenin arasındaki arsa davasının kana dönmemesi için feda edilirken Karanşah ailesinin ağası Aras Karanşah’a eş gitti. Kimse bilmiyordu ama ölüm onun ensesinde kol geziyordu. Yeniden sözler söylendiğinde bu defa hüküm Elvan’ın kardeşi Nehir için verilmişti. Ölüm döşeğine düşen kadın, ömrünün son anlarında öz kardeşinin üzerine kuma gelmesine şahit olurken taşlar yerinden bir bir oynuyordu. Demirsoy'ların küçük kızı Nehir ablasının kocasına kuma gideceğini öğrendiğinde yıkıldı. İsyan etti. Reddetti. Ölürüm dedi de kimse onu dinlemedi. Odasına yediği dayak sonrası kapatıldığında yere diz çöküp taş zemini yumrukları ile döverken yemin etti. Her sözü bir kırbaç gibiydi. Hava da sertçe şaklıyor resmen zamanı kesiyordu. “Ablamın ölüsü topraktan çıkıp yanıma gelse bile, bu kalbi o adama açmayacağım. Onu kalbime koymayacağım. Yasak ettim kendime… Yemin ettim.” Töre onu Aras’a bağladı; Nehir ise kalbini Aras’tan mühürledi. Ama Karanşah Konağı’nda nefretle sınanmak kolay aynı çatının altında kalbi diri tutmak zordur. Aras Karanşah, yükünü öfkeyle taşıyan bir adamdı. Nehir ne kadar uzak durursa dursun ne kadar nefret dolu bakarsa baksın, her geçen gün töre değil, kalbinin kendisi sınamaya başladı onu. Bir konakta iki yürek... Bir yemin, bir töre, bir yasak kader. Ve en acı soru dudaklardan dökülürken herkes suskun. “İnsan kalbi bir kez yemin ettiğinde o yemini diri tutabilir miydi?” KUMANIN YEMİNİ Nefretle başlayan, töreyle mühürlenen ama kalbin sınavından asla kaçamayan iki insanın hikâyesi.

Updated at

Read Preview
AĞANIN ESİRİ  (+18)

AĞANIN ESİRİ (+18)

Reads

O vekillerle kıyılan nikahı diğer odada beklerken kocasının Cihangir olacağını düşünüyordu. Öyle demişlerdi. İstemede birkaç saniyelik de olsa gördüğü oydu. Nereden bilebilirdi ki gerdek odasının kapısı açıldığında içeri elinde bastonu üzerinde takım elbisesi CEVAHİR'in gireceğini. Sol kolu ve bacağı engelli Cevahir ona doğru yürürken işittiği tek şey "Soyun ve uzan İnci"ydi. Kaçmak istediğinde ise kolundan tutuldu ve kulağına "Sen benim karımsın. Bakıcımsın. Kölemsin. Büyük oyunun küçük piyonu İnci. Canımı sıkma yatağa gir beni bekle." Dendi. Yutkunmak mı? İmkansızdı. Sırlar, her zaman saklı mı kalır? Geçmiş geleceğe ayna mıdır yoksa o geleceğin katili midir? Cevahir içinde düştüğü çukurda debelenirken düştüğü tuzağın getirisi olarak kaybettiği karısına ulaşma çabası içindeydi. Hep yalnış yerlerde aramıştı. Yalnış insanların kafalarında birer mermi deliği açmıştı. Geçen her gün ona İnci’nin kıymetini daha beter gösterirken en son gördüğü an göz bebeklerine işlenmişti. İnci ise hem geçmişin karanlığı ile hem de kocasının anlık hatasıyla öyle bir kapıdan geçmişti ki artık hiçbir şey onun için eskisi gibi olmayacaktı. Tek başına çıktığı konağın kapısından karnında bebekleri yanında öz abisi ile girerken onu bekleyen o sarsıcı ihanetten habersizdi. Şeytan ise tam da o an tüm oyunu yeniden kurdu. Hatalar, dönülmez yollar, affı mümkün olmayan bile isteye yapılmış yalnışlar. Ağaya esir olan yaralı İnci esareti her an iliklerine kadar hissederken kurtulmak için vereceği savaşta onu güçlü kılan şeyler bir bir varlığını gösteriyordu.

Updated at

Read Preview
FIRTINA (+18)

FIRTINA (+18)

Reads

Adı gibi kara olan denizin dalgaları kıyıdaki kayaları döverken üzerinde gelinliği öylece uçurum kenarında oturan kişi Aslı’ydı. Babasının son arzusuydu Yavuz Tunalı ile evlenmesi. Lakin yaşlı adamın bilmediği şey kızını kendi elleri ile dikenli bir gül bahçesinin içine attığıydı. “Bu evliliği neden kabul ettim biliyor musun?” “Neden?” “Babam için. Şimdi o yok. Evliliği sürdürmeme gerek de yok.” “Aslı.” Bakışlarını adamdan kaçıran genç kız odadan çıkarken “İmzala şunları da anlaşmalı bitirelim bu işi çünkü ben korkak bir adama kadınlık etmem. Hele hele bundan böyle soy adını hiç taşımam.” dediğinde kapıyı ardından kapadı. Geride kalan Yavuz ise gözlerinde yanmaya başlayan ateşin gölgesi altında hırsla kağıdı buruşturdu. “O iş o kadar kolay değil efulim.” Aslı ise merdivenleri inerken homurdandı. “guli perxuli”

Updated at

Read Preview
LEYAL'İN BORDO HAREKATI

LEYAL'İN BORDO HAREKATI

Reads

Derin hesaplar. Sert adamlar. Vatan aşkı için gözlerini kırpmadan can alıp can verenler. Hayat her zaman gül bahçeleri sunmaz insana. Onlara ise gül bahçesi değil barut ve kan kokusu toprak ile al bayrağın üzerlerini örttüğü bir dünya sundu. Asi adamlar ANKA TİMİ ile birleşti ve ortaya can almaktan korkmayan ama masumum da kılını incitmeyen yiğitler çıktı. Ya bu yiğitlere bir de dişi kartal katılırsa. Elinde fotoğraf makinası gözlerinde yanan ateş. "Seninle uğraşamam Leyan. Burada kal diyorsam kal. Adamın canını da sıkma" "Bana bak komutan. Sen bordoysan ben de Leyal'im. Dişi kartal derler bana. Sence seni dinleyecek göz var mı bende" Komutan bir hışım kızın üzerine yürüdü. Sadece beş dakikaları vardı. O beş dakikanın sonunda üzerlerine mermi ve bomba yağacaktı. Ama onun tek düşündüğü asi bir dişi kartalı evcilleştirme çabasıydı. Uzanıp ona sertçe bakan kızın ensesine uzandı ve dudaklarını dudaklarına örttü. Onca savaş çaba ve uzaklık boşaydı. Geri çekilip orman yeşillerini kızın gözlerine diktiğinde "Bordoya lolo olmaz dişi kartal. Bir adım öteme gidersen seni ben avlarım" deyip beylik tabancasını ve omuzundaki tüfeğini kontrol etti. Mağaran çıkarken Anka timi elleri tetikte Behram binbaşının ilk yenilgisine sırıtıyordu.

Updated at

Read Preview
ELMİNA - MİDRAN GELİNİ +21

ELMİNA - MİDRAN GELİNİ +21

Reads

Midran… Törenin kaderle, suskunluğun itaatle ölçüldüğü bir ilçe. Midran’ın en büyük aşiretine sahip olan ağa, soyunu sürdüremediği için ikinci bir gelin almak zorunda kalır. Köyden seçilen bu genç kız, bir eşten çok bir umut olarak konağa getirilir. Adı Elminadır. Elmina, gelin geldiği konakta bir adamın karısı, başka bir kadının gölgesi olur. Kısır olduğu için kenara itilen ilk kadın ise bu evde hâlâ söz sahibidir. Elmina, sevilmekle nefret edilmek arasında, itaatle direniş arasında sıkışıp kalır. Bu bir aşk hikâyesi değildir. Bu, bir kadının kuma olarak hayatta kalma mücadelesidir. Sessiz bakışlar, bastırılan arzular, gecenin içinde fısıldanan kaderler… Midran’da gelin olmak, bazen yaşamaktan çok dayanmaktır.

Updated at

Read Preview
KAN ÜÇLÜSÜ +18

KAN ÜÇLÜSÜ +18

Reads

Üç adam… Gücün, suçun ve karanlığın en sert yüzleri. Soğuk, hükmeden, arzu ettiklerini kanla alan erkekler. Dünyanın yeraltı sahipleri. Ve üç kadın… Dokunmaları bile yasaktı. İsimleri bile arzu uyandıracak kadar tehlikeliydi. Her biri, onların yeminleriyle çizilmiş kırmızı sınırın tam da diğer tarafında raks ediyordu. Tüm ateşleriyle. Ama geceler, kuralları hatırlamaz. Ve beden, yasak olanı her zaman en çok isteyendir. Bir bakış, bir dokunuş. Yaklaşmamaları gereken kadınların tenine düşen bir gölge bile onları kontrolden çıkarıyordu. Üstelik sadece içlerinde olmayı isterken bile. Biri düşmanının kızıydı; adamın parmak uçları kadının tenine her değdiğinde, günah ve savaş aynı nefeste birleşiyordu. En kanlı savaşlardan daha beteriydi. Diğeri meydan okuyan, diz çökmeyen, ateş saçan bir kadındı; onunla her yakınlık alınan zevk kadar içsel bir savaşın da başlangıcıydı. Üçüncüsü ise adamın asla sahip olamayacağı kadar masum, ama bir o kadar tehlikeli bir sırdı. Can alacak katliam yaratacak kadar büyük bir sır. Yine de ondan uzak durmak imkânsız, sahip olmak ise ölümcül bir zevkti. Her dokunuşta sınırlar biraz daha eridi. Her nefeste yasak biraz daha kırıldı. Her gece daha fazla teslim oldular birbirlerinin karanlığına ve her gece yeniden edildi o en kutsal yeminler. Bu erkekler için aşk zaten bir suçtu. Ama bedenlerinin teslimiyeti bu dünya da işlenmiş en büyük günahlardan biri oldu. Çünkü Kan Üçlüsü dünyasında dokunmak bile ölümcülken ve asla cesaret edilemezken, üç kadına sahip olmak demek cehennemin kapısını aralamaktı. Ve artık kimse geri dönemeyecek kadar derine düşmüştü. İhanet, tutku ve zevkle karışmış bir karanlıkta bedenler konuşuyor, nefesler hükmediyor, kurallar birer birer yanıyordu. Bu sadece bir yasak aşk değil. Bu, ateşe teslim olmuş bedenlerin hikâyesiydi. Bu günahkar adamların günahı zevk tutku şehvet ve arzu ile kucaklamasının romanıydı.

Updated at

Read Preview
KIZIL KRAL +18

KIZIL KRAL +18

Reads

Moskova’nın karanlık gölgeleri onun adıyla titrerdi. Kızıl Kral. Acımasızlığı kadar soğukkanlılığı, sessizliği kadar ateşiyle tanınan bir adam ve liderdi. Kimsenin dokunamadığı, kimsenin karşısında duramadığı, bütün şehrin nefesini kesen bir güce sahipti. Mavi ateşi ile herkesin korkulu rüyasıydı. Ve ben, hiçbir zaman karşısına çıkmaması gereken kadındım. Onunla göz göze geldiğim an, bir şey kırıldı içimde hem de en derinlerim de. Korku muydu, merak mı, yoksa yıllardır kimseye hissetmediğim o yasak çekim mi, bilmiyordum. Ama bildiğim tek şey vardı ki işte o nefesimi kesiyordu. Kendime kızmamı da sağlıyordu içimdeki ateşi harlamamı da. Amacı korunmak değildi. Sahip olmak için. Yakmak için. Kendine ait kılmak için. Tenimde tüm soğukluğu ile mavi alevlerinin hükmünü sürmek için. Söylediği her kelime bir emir, her dokunuşu bir tehdit ve her bakışı ateşli bir teslimiyet çağrısıydı. Bu adam tüm yasakların çiğnenmesi için resmen bölüm sonu ödülüydü. Beni kendine çekerken, aynı anda karanlığının uçurumuna itiyordu. Onu istiyordum ama onun dünyasında aşk yoktu. Yalnızca güç, kan ve nefes kesen bir arzu cayır cayır yakan şehvet soluk aldırmayan tutku vardı. Onunla her gece hem savaş hem teslimiyet hem nefret hem tutku arasında sıkışıp kalıyordum. Kaçmak istedikçe, daha çok bağlandığımı; nefret ettikçe, daha çok istediğimi fark ediyordum. Çünkü o sadece bir mafya lideri değildi. Benim kaderim, günahım ve en karanlık tutkumun adıydı. Şehvetimin eviydi. İçimdeki hareketlerinin verdiği hazla attığım çığlıkların adıydı. Ve ben artık biliyorum ki Kızıl Kral’a yaklaşan herkes yanar. Ama onun ateşine düşen bir daha ondan kurtulamaz. Karanlığı bile sevdiren acıyı zevke dönüştüren zevki çığlıklarla süsleyen birine dönüşür. Tıpkı benim gibi.

Updated at

Read Preview
MAFYA DELİSİ (DELİ SERİSİ 1)

MAFYA DELİSİ (DELİ SERİSİ 1)

Reads

Zaman her şeyin ilacıdır derlerdi eskiler. Şimdilerde zaman sadece yaranın kabuğunun daha derinden soyulmasıydı onun için. Tek bir hata yaptı. İnandı. Onu sevdiğini sandığı adama sonsuz bir güvenle inandı ve sonunda karnında bebeği gözünde yaşı ve başka bir kadının gözünde metres olarak ortada kaldı. En savunmasız ve güçsüz olduğu anda yedi ikinci darbesini. İzah etmesine izin vermedi kimse yüzüne tokadı karına tekmeyi geçirirken. Sonunda vazgeçti hayatından da bebeğinden de. Kendini bulduğu deniz kıyısında tek amacı son vermekti hayatına boğazına dolanan kollar olmasaydı. Karanlığın içinde sadece zehir yeşili gözlerle varlığını sürdüren deli lakaplı bir adamdı Balamir Atalan. Acımasızdı. Sertti. Eyvallahı yoktu. İhanet ve mazluma dokunan el tek kırmızı çizgisiydi. Düşmanlarına en büyük uyarısı kazık göndermekti. Bir deniz kıyısı, canından olmak isteyen bir kız ve can almak için koşan adam. “Abi, abi dur.” “Abinin amına koyim ne var lan adam kaçtı.” “Abi kız. Kız kanıyor.” Balamir ilk kez bakışlarını önce banka sonra da yere çarpan kıza çevirdi. Beyaz elbisesinin eteklerinden görünen ince bacaklarından sızan kızıllık kaşlarını çatmasına neden oldu. Ölüm öyle ya da böyle gelmişti kapısına. Peki şimdi ne olacaktı? İçeri alacak mıydı? Yoksa kollarında taşıyan adamın karanlığında yok olup gidecek miydi? *** “Sana güvenmiyorum.” “Duygularımız karşılıklı.” “Seni sevmiyorum da.” “Ben sana ölüyorum ama dağ çiçeği onu ne yapacağız?”

Updated at

Read Preview
SÜVEYDA - KARWAN'IN YASAKLI TUTKUSU (+18)

SÜVEYDA - KARWAN'IN YASAKLI TUTKUSU (+18)

Reads

Şu hayatta çocuklar hep ailelerinin suçlarını mı çeker? Geçmiş neden hiçbir suçu günahı olmayanların yakasından düşmez? Katilin ya da hırsızın kızı/oğlu. Orospunun kızı/oğlu. Şerefsizin kızı/oğlu. Yapışır ayaklarına bir katran parçası gibi ve ne temizlenir ne de düzgünce sakin bir hayat yaşama hakkı tanır. Tıpkı ona olan gibi. Süveyda. Tasavvuf da anlamı kalbin tam ortasında bulunan kapkara bir lekedir. Bazen en büyük günahların bazen de insanın var oluşunu saklar içinde. Oysa masum ve mazlum yüreği o kapkara leke içinde acısını saklar. Kimsesizliğini ve nefretini. Anne babaya duyulan sonsuz nefret. Daha on yaşında kaza geçirmesine ve topal kalmasına neden olan lanetin baş karakterleri. Şimdi ise adım attığı her yerde fısıltılar dönüyor arkasından. “Bunun babası hem katil hem de tecavüzcüymüş. Anasının orospu olduğunu söylüyorlar. Berzan Avcıoğlu acıyıp büyütmüş ama gör bak nasıl da kötü olacak. Katranı kaynatırsan olur mu şeker cinsini bildiğin cinsine çeker diye boşa demiyorlar.” Süveyda elindeki çantasının kulpunu sıkarken gözünden akan yaşı sildi. Aksak adımları hızlandı. Birkaç çocuk etrafını sardı. Ona bir tekerleme bile uydurmuşlardı. “Aksak Süveyda, yine çıkmış yola. Gitmiş gitmiş kalmış ortada. Katilmiş babası kötü kadın anası.” Olduğu yere çöküp dizlerine kollarını sararak ağlamaya başladığında duyduğu gür ses içini titretti. “Kesin sesinizi. Ayıp değil mi? Hadi kaybolun buradan kırdırmayın bacaklarınızı.” Başını kaldırmadı. Kollarını çözmedi. Ağlamayı bırakmadı. Tüm sesler yok olurken omuzuna dokunan büyük el “İyi misin Süveyda?” sorusu bazı şeylerin hem bitişi hem de başlangıcı. *** “Benimle neden evlendin?” “Öyle olması gerekiyordu.” “Benden nefret ediyorsun.” “Hayır. Senden nefret etmiyorum.” “Sevmiyorsun da ama.” “Sevmek mi? Komik olma Süveyda hadi değiş üzerini yat dinlen. Ben yan odadayım.” “Burada kalmayacak mısın?” “Hayır. Sokaktaki herhangi bir kızdan farkın yok benim için. Onlara nasıl kardeşim gözüyle bakıyorsam sana da öyle bakıyorum. Anladın mı? Şimdi daha fazla konuşma da dinlenmene bak.” Arada olan on yaş. Geçmişte yara alan bir adam. O yaraya neden olan adamın aksak kızı. Var olan bir evlilik. Sonu ne olur ki?

Updated at

Read Preview

Navigate with selected cookies

Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.

If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.