Eşcinsel bir adamın gözükara ve pervasız sapkınlığı gencecik bir kadının hayatını değiştirecek... Irmak, babasının hastalığından ötürü Suat ile evlenmek zorundadır. Ancak bu zoraki evliliği genç kız için katlanılabilir kılan, Suat'ın eşcinsel olmasıdır. Suat ise yıllardır dost diye yakınlaştığı Yalçın'ı sevmektedir. Hasta ruhlu Suat'ın tek isteği Irmak'ın Yalçın'dan hamile kalması ve sevdiği adamın çocuğuna sahip olmaktır. Yalçın Irmak'ın hayallerindeki erkek midir? Bir erkek önceden sevdiği kadını başka bedenlerde unutabilir mi? Damarlarında Türk kanı da dolaşan Avustralyalı ünlü iş adamı Mick, kız kardeşinin hayatını mahveden Yalçın'dan intikam almak için Irmak'a zarar vermeyi düşünür. Hesaba katmadığı şey, Irmak'ın kendi yüreğine yol alacak olmasıdır... Gerçek aşk nedir?
Hayatımı ondan öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırabilirdim. Ondan öncesi sıkıntılarla, acılarla geçmiş annemle birlikte dibe vurduğumuz anda uzanan yardım eliyle hayata tutunmuştuk. Liseyi bitirdiğim yaz gittiğim otelde yanlışlıkla odama girip ilk öpücüğümü çalmasının üstünden altı yıl geçmiş ve biz aynı otelde yine karşılaşmıştık. Ondan sonrası hayatımın dönüm noktasıydı, unutulmaya yüz tutmuş anılar tekrar gün yüzüne çıkmış birbirimizden kopamaz hale gelmiştik. Hayatın her zaman tozpembe olmadığını en iyi bilenlerden biriydim. Kıskanç bir adam peşimizdeydi. Onun bizi birbirimizden ayırmak için yaptıklarına karşı durmaya çalışacak mutluluğumuzu yakalamaya uğraşacaktık. ***** Sanki bir sıcaklık beni sarmaladı, huzursuzca kıpırdandım vücudumu saran kollar çok rahattı, bedenim bulutların üzerinde gibiydi, çok hoş kokan güçlü bir vücudu hissediyordum. Gözlerimi açmak istedim rüyam o kadar güzeldi ki gözlerim bile açılmayı reddediyordu, kocaman bir el karnımdan yukarı doğru okşayarak çıktı, göğüslerimi okşuyordu ilk kez böyle bir rüyanın içindeydim… Sırtıma enseme konan öpücükler gerçek gibiydi, omuzumda baskı hissettim döndüm, dudaklarım sert dudakların baskısıyla aralandı, hayalimin elleri her yerimdeydi ilk kez duyduğum bu hislerin yoğunluğu beni şaşırtmıştı, daha fazlasını gerçek olmasını ister bir haldeydim. “Dokun bana” ***** Her yaştan okuyucunun kendinden bir şeyler bulacağı konusuyla, yüreğinizi ısıtacak sıcacık bir aşk hikâyesi. Korku, ölüm, aşk, arkadaşlık, dostluk, nefret ve kıskançlık tüm duyguları hissederek okuyacaksınız.
KIRMIZI TOZ & ALTIN KAN Labirentin içinde koşan fare gibiyim, ne yöne koşsam önüme duvarlar çıkıyor. Yalanların suyla karıştırılıp, aldatmaca harcı katılıp beton haline getirilerek örüldüğü duvarlar. **** Aniden başım döndü, zorlukla duvara tutunduğum an yere düştüm. Kayıyordum çığlık atmaya başladım kolumdan sertçe tutuldum. “Sıkı tutun deprem” Adam can simidimdi, yanımdan savrularak yürümeye çalışan kadın bir anda gözden kayboldu, camlar kırılıyor, taş bloklar üzerimize yağıyordu. Elektrikler birkaç yanıp sönmeden sonra tamamen kesilirken paniğim daha çok büyüdü, elim adamın kolundan kayıyordu. Son bir hamleyle koluna sıkıca sarıldım, birlikte kaymaya başladık kendimle birlikte adamı da sürüklüyordum. Sertçe bir yere vurdum omzum çok fazla yandı, adam üzerime yuvarlanınca acım daha da fazlalaştı, çığlıklarım diğer seslere karışıp duyulmaz oldu. Acıdan nefes alamıyordum, içim kayıyordu. Hiçliğe karışırken son düşündüğüm daha hiç yaşamadım ki oldu… Can acısıyla kendime geldim. Bir saniyemi, beş dakikamı veya saatler mi ne kadar baygın kaldığımı bilemiyordum. Gözlerimi açtım, zifiri karanlık çevremde koza gibiydi. ***** “Nida hadi aç gözlerini- Nabzı çok hafif- Çabuk olun kadın ölüyor- Dikkat edin- Boyunluk takacak yer mi var- Birazcık gayret et Nida, çok hafifçe başını kaldırmalıyım- Biliyorum canın yanıyor, sağlıkçılar giremiyorlar-Bana yardım etmelisin- Kendine gel, ölemezsin buna izin vermem” ***** Aşk istemiştim, bir erkek hayatıma girip beni severse dünya güllük gülistanlık olacak sanmıştım. Hiçbir şey hayallerdeki gibi olmuyordu… ***** Ruhumun yorulduğunu hissediyordum, yine eski ruh haline dönmem hoşuma gitmiyordu. Önceden bir amacım vardı onu bulmak, şimdi o amaç kalmamıştı. ***** “Bir erkeği nasıl çıldırtacağını çok iyi biliyorsun” “Bırak” Yüz ifadesinde hiçbir değişiklik yoktu, tokatlamak elimi kaldırdım bileğimden yakaladı. Öyle sıkı sarıldı ki nefes alamıyordum dudaklarını hissettim, hırsla öpüyordu… Sertti canımı yakıyordu, dudaklarımın acısı umurumda değildi hoşuma gidiyordu, daha fazlasını çok daha fazlasını istiyordum. Kollarımı boynuna doladım yeterli değildi. Saçlarına parmaklarımı geçirdim başını daha çok kendime çektim. Birden kucakladı, bacaklarımı beline doladım. Dudaklarımdan ayrılıp boynuma yapıştı, değişik bir ateş kasıklarımda başlayıp tüm vücudumu eline geçirdi. Başını tekrar kendime çektim… Birden bıraktı, bir adım uzaklaştı, dalgalı denizde ortada kalmış boş bir sandal gibiydim başım dönüyordu. “Şimdi git hayallerinde ki adamın teklifini kabul et” *****
Göz görür kalp sever derler, ya kalp gözün gördüğünü değil kendi seçtiğini severse!!! İki kadın ve bir erkek tam bu noktada kördüğüm oluyor. Çözmesi zor... Sabırla, sevgiyle, ilgiyle ve gerçek aşka ulaşmakla düğüm çözülecek. ÖZDEMİR ASAF ne güzel demiş... Bazen dayanmaktır sevmek; hayat nereden vurursa vursun ayakta durabilmek... Bazen yaşamaktır sevmek; soluksuz ciğer gibi sevgisiz kalbin duracağını bilmek... Bazen ağırdır sevmek; sevdiğine layık olabilmek... Ve bazen hayattır sevmek; birini çok uzaktayken bile, yüreğinde taşıyabilmek...
Ben onun için araçtım, o benim amacım olmuştu. **** Sekreterim giderken arkasından baktım, kadın yürürken bilerek geniş kalçalarını sallıyordu, ne yazık ki çok uzun süredir bu tür kadınlar ilgimi çekmiyordu. Daha dar kalçalı, cinselliğini kullanmayan kadın beynime kazınmıştı. Elde edip unutamadığım tek kadındı, bu özellikte onu benim gözümde muhteşem yapıyordu. **** Aşk böyle bir şey olmalıydı, sevdiğinin bir daha acı çekmeyeceğine sevinip, özlemiyle yanmak...
Küçük yaşta ruhlarla irtibata geçebileceğim söylenseydi hayatım mahvolur ne zaman ses duyacağım diye kendimi huzursuz ederdim… ( Yardım et bana ne olur) Yine ses gelmişti, arkadaşlarım yanıma doğru gülüşerek yürüyorlardı. “Seni duyuyorum, şimdi cevap veremem dersten sonra gel…” (Her zaman gelemiyorum) “Bende her istediğinde seninle konuşamam” (Vaktim çok azaldı, sana ihtiyacım var)
Hiç bitmeyecek sandığımız günler vardır biterler, Hiç dinmeyecek sandığımız fırtınalarda dinerler, Ve asla yaşayamayacağımızı sandığımız duygular vardır, aniden kapımızı çalan. ***** Simay, sert adımlar atan sert bir kadındı, yumuşak kumların üstünde yüreğinin de yumuşayacağını bilmeden, kararlılıkla yürüyordu kendi yolunda… Borkan, nasıl ve ne kadar değişebileceğini hayal bile edemediği katı kuralların içinden çıktı Simay’ın yoluna. Bu iki birbirine benzemez insan, nasıl oldu da film gibi bir öykü yarattılar birlikte? Cevabı bu kitabın içinde… ***** “Okyanusun ortasında iki yabancı gemiydik. Kendi rotamızda giderken fırtına çıktı, yanyana geldik. Kurtulmak için birbirimize yardım etmek zorundaydık, yoksa batacaktık.”
Bir erkek hayatının aşkını daha 3 yaşındayken seçerse bunun adı ne olur? TAKINTI... Peki bir kadın kendisinden yalnızca 3 yaş küçük diye sevdiği, istediği adamı reddederse bunun adı ne olur? TAKINTI... Aşk ateşi Zümrüt'ü çağırırken, genç kadın sadece korktuğu için Aras'a ne kadar karşı koyabilir? Aras'a rağmen bir başkasıyla nikah masasına oturabilir mi? Aras, "Zümrüd-ü Anka kuşum" diye sevdiği güzeller güzeli Zümrüt için neler yapabilir? Şimdi arkanıza yaslanın ve tutkunun aşka evrilmesini keyifle keşfedin...
Ökseye tutulmuş kuş gibi donup kalmıştım, gözlerinin mavisi bu kadar koyumuydu ya saçları bu kadar sarımıydı. Sanki onu ilk kez görüyor gibiydim dudaklarınla dudaklarıma dokundu… “Alaz” “Konuşma güzel orman perisi hisset” dedi öptü yavaşça keyif alır gibi keyif vermek ister gibi, dudaklarım sert dudakların içinde kayboldu iğreneceğimi düşünürken hislerim tam tersiydi. “Gözlerini aç” derken baş parmağıyla alt dudağımı okşuyordu. Sanki öpüyor gibiydi… “Hoşlandın mı?” dedi yakasından tutup yüzümü göğsüne sakladım “Hadi söyle güzel ağzından ne hissettiğini duymak istiyorum” “Ya sen, sen hoşlandın mı?” “Seninle ve benim aramızda oluşan kimya çok muhteşem dudaklarından çaldığım küçük bir öpücük bile beni mahvetti” Burnumun ucuna dokundu elimi tuttu, sersem gibi olmuştum hislerim karmakarışıktı. Bunca zaman birlikteydik şimdiye kadar Alaz benim için sadece doğacak çocuğumun babası ve hayattan kaçış filikasıydı. Bu duygularımın yanına yakıcı hisler eklenmişti, beni benden alan korkuyu bile unutturan hisler. Benden ne beklediğini ne istediğini açıkça söylemişti, sonuna kadar gidebilir miyim. Ya o ne yapacaktı… Bıçak sırtında yürüyordu ve beni de o bıçağın üstüne çekmiş yürü diyordu. Ya karabasanlarımızdan birlikte kurtulacak ya da tamamen parçalarımıza ayrılacaktık.
Genç ve güzel Gülnihal'in yıllardır yüreğinde büyüttüğü platonik aşkı Kenan'ı yakıp kavuracak. Sadece bir alışkanlıktan ibaret olan nişanlısı Bahar bile Kenan'ın kırmızı elbisesiyle yüreğini yerinden oynatan Gülnihal'i almasına engel olamayacak. Araya şehirler ve hatta ülkeler bile girse onların aşkı galip çıkacak her savaştan. Kavuştuklarını zannettikleri ve tutkularına teslim oldukları andan itibaren ise sevgililer hayatları pahasına bir kovalamacanın ortasına düşecekler. Santino ve Prenses Elmira, Kenan ve Gülnihal'in yardımıyla kavuşabilecekler mi? Aşık iki adam sevdikleri kadınları koruyabilecekler mi? Yine aşk dolu, yine tutkulu, sıcacık ve aksiyon dolu bir hikaye...
Kader isterse kim engel olabilir, olabilir mi belki ! Kadere fazla mı anlam yüklüyoruz. Birazda hayatımızı biz yönlendirmiyor muyuz? REYYAN & YAVUZ Kötü bir gecede sadece rastlantı sonucu karşılaştılar, olaylar onları istemedikleri yola soktu ya da istediler mi? Bu hikaye hep soru işaretleriyle dolu ???
İstanbul gece eğlencesinin tam ortasında, bayağı ilişkilerden usanmış yakışıklı bir adam: Kaan... Henüz üniversite de okuyan, acilen bir işe ihtiyacı olan nefes kesici bir kız: Ceylin... Evindeki cadaloz ve hayalet bakıcısını gerçekten tanıdığında neler olacak? "Cennet'in kapısı" Kaan için açılabilecek mi? Aralarındaki olağanüstü çekim, dillere destan bir aşka dönüşecek mi? Aşk, tutku, hüzün, mutluluk, kıskançlıklar... Bu satırlarda uzun bir ömre yayılan aşkın en güzel halini okuyacaksınız...
Gizemli bir aşk hikâyesi... Akıllarının almadığı bir yerde karşılaştılar. Yüreklerine korkuyla birlikte aşkın tohumları ekildi. Hasret ve Kerem'e İlahi bir şans verildi... İki yanmış yürek evladı için çırpınıyordu… Biz ne söylersek ne dilersek dileyelim Allah’ın istediği olacaktı. Ağladığımı belli etmemek için kendimi kasmaktan bir hal olmuştum. Acı içimizdeydi, acı odadaydı, acı yüreğimizdeydi… Oğlumuzun makinelere bağlı halini seyrederek yan yana el ele oturmaktan başka elimizden gelen hiçbir şey yoktu.
Kuşaktan kuşağa harika bir SEVDA YOLU'nda yürümeye ne dersiniz? Ali&Ayşe, Esma&Selim, Orhan&Lisa, Mert&Deniz, Selim&Sude, Serap&Orion... Karışık geldi değil mi? Hiç öyle değil... Bu çiftlerle aşkların en hüzünlüsüne, en tutkulusuna, en sıcağına, en imkansızına, en yakıcısına şahitlik edeceksiniz. Kavuşamayanlarla üzülecek; aşkın insanı nasıl aptala çevirebildiğini okudukça tebessüm edeceksiniz... Ali'nin son sözü Ayşe olduğu; Esma'nın imkansız aşkı Selim'e kavuştuğu; Orhan'ın ailesi Lisa'yı kabul etmediği; Mert'in Deniz'in dalgalarında kaybolduğu; Selim'in Sude'nin aşkından kavrulduğu; Serap'ın Orion'dan kaçtığı Bu yolculuğa hazır mısınız?
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.