Kırık Yazariçe
Reads
Trabzon dan, Hakkari'ye atanan sınıf öğretmeni Luna'nın başına en fazla ne gelebilirdi? Komando askerlerinin komutanı Aybars ile yıldızları hiç barışmamış, teyze çocuğu olan Boran ile de fikir ayrılıkları yüzünden çatışma halindeydi. Boran, Luna'nın başına bela olmaya başlayınca onu Boran'dan kim koruyacaktı? Irkçılıkla mücadele ederken fazlasıyla yorgun düşmüştü. Abisi bu görevi başaramazsan evleneceksin dediği için başarmak zorundaydı. Luna'nın hayali öğretmen olarak çocukların geleceğine dokunmaktı evlenmek değil. Şansına en zor köylerden biri çıkmıştı. En fazla ne kadar dayanabilirdi?
Updated at
Reads
10 yıl önce "Bu kadın ve kızlarının artık isimleri bu şehirde anılmayacak" dedi adam gözlerinin içinden ateş çıkacak gibi bakarken. "Bu köy evinin etrafından farklı hiç bir yer görmeyecekler. Eğer sınır koyduğum alandan bir adım dahi çıkarlarsa kendinizi ölmüş bilin" genç anne emirler yağdıran ağaya hayal kırıklığı ile baktı. "Bu yaptıkların için pişman olacaksın Şiyar ağa. Belki bu dünya da sana bir şey olmaz ama diğer dünya da iki elim yakanda olacak bilesin" Şiyar ağa kadının üzerine yürüyüp 10 yaşında kızının gözü önünde yüzüne sert bir tokat indirdi. Bahar kadın hamile haliyle kendini yerde buldu. Küçük kızı anne diye çığlık atıp yere düşen annesine koştu. "Birde konuşuyor musun aşağılık kadın? Senin yüzünden kardeşim öldü benim. Bunun bir bedeli olmayacak mı sandın?..."Bir yanlış anlama kaç kişinin hayatını mahvedebilirdi? Onlar bir köy evine tutsak yaşayan bir anne ve iki kızıydı...
Updated at
Reads
"Sen benim ruh eşim misin?" "Kapat çeneni yok öyle bir şey" "Nasıl yok? Dokunduğun yerlerden kıvılcımlar yükseliyor" "Sana çeneni kapatmanı söyledim, biri bunu duyarsa seni gebertirim" İçimden burukça bi tebessüm bıraktım kendime "Ruh eşini mi öldüreceksin?" "Sen benim değil ruh eşim fahişem bile olamazsın. O yüzden kapat çeneni"
Updated at
Reads
Ensesinde hissettiği nefesle irkilip ıslanan gözlerini baktığı yerden çekti. Arkasına döndüğü zaman "Karan bey" "Evet benim Çilem" "Neden sessizce yaklaşıyorsunuz?" "Aslında ben sessiz değildim ama sen dalgındın. Sahi merak ediyorum şu çirkin adamın izlenecek nesi var? Onu senin için, benden daha özel kılan sebebi merak ediyorum?" Çilem'in gözleri büyüdü. "Siz ne diyorsunuz Karan bey? İstediğim kişiye veya yere bakarım" Karan'ın kolunu sıkmasıyla Çilem'in yüzü acıyla buruştu. O olanlara anlam veremezken "Seni bundan sonra benim ilan ediyorum Çilem Karadeniz. O kötü ağaya olan borcunu kapatacağım. Artık ona bağımlı olmayacaksın" Çilem'in gözleri büyüdü. Kolunu kurtarmaya çalışarak "Sizin bir sevgiliniz var duyarsa ne olur? Lütfen bir daha böyle saçmalıklar bana söylemeyin" "Seni istiyorum Çilem. Sende benim olacaksın" Çilem korkuyla geriledi. İstediği kişi kesinlikle sevdiği adamın, ondan nefret eden amca oğlu değildi. "Bu asla olmayacak Karan bey. Bir daha bana böyle bir teklif sunmayın" diyerek koşar adım Karan denen manyağın yanından uzaklaştı. Onun borcu Tuna Han ağayaydı, tıpkı kalbinin ona ait olması gibi... İki ezeli düşman arasında kalan Çilem ne yapacaktı? Ya kalbinin ona götürdüğüne gidecek, yada onu tehdit edenle olacaktı. Ama o boyun eğen bir kız değildi. Korkularının üzerine giden, ne istediğini bilen akıllı bir kızdı. Şimdi ise kalbi ve mantığı arasında kalmış, geleceğin bilinmezliğine karşı savunmasızdı... Ne yapacaktı...? Ne yapmalıydı...?
Updated at
Reads
"Kız doğurgan değil mi?" "Kesinlikle doğurgan hanımım. Annesi ilk geceden hamile kalmış bir kadın. Ailesi doğurgandır" "Umarım dediğin gibidir yoksa bedelini ödetirim. Şimdi kızı getir göreceğim" Deva şaşkınlıkla etrafına bakıyordu. Üvey annesi onu neden buraya getirmişti? "Kız Deva buraya gel çabuk" Deva üvey annesinin sesiyle irkildi. Oturduğu yerden ayağa kalktı. Üvey annesinin açtığı kapıdan içeriye süzüldü. Karşısında onu göz kırpmadan süzen, hiç çekinmeden inceleyen kadınla huzursuzluğu iyice büyüdü. Bugün ona üvey annesi yeni bir elbise giydirmiş yeni bir yazma taktırmıştı. O gece o evde büyük bir karar verildi Deva adına. Onun hayatı tamamen değişecekti ve O taşıyıcı bir anne olacaktı...
Updated at
Reads
Andrew onun için getirilmiş esir kızlara bakarken biraz olsun sinirinin yatışmasını umuyordu. Savaş başarısız olmaya ramak kala elinde 50'ye yakın asker ve esir kızlar vardı. Geri çekil emrini beklerken bu kızlarla biraz olsun nefretini Türk ırkına kusmak istiyordu. "Şu mavi gözlü olanı çadırıma yollayın" diyerek cadırına yöneldi. Sinirleri son derece harap olmuştu. Stresini en iyi atma şekli düşman kızı becermek olabilirdi. Cadıra girip pelerinini çıkardı. Kızı beklerken "Yüzbaşı Andrew, efendim binbaşı Samuel geldi" dedi. Andrew sinirli bir soluk bıraktı. Pelerinini yeniden giyerek dışarıya çıktı. Binbaşına selam verirken nefretini saklamakta zorlanıyordu. "Binbaşı Samuel! Seni burda görmeyi beklemiyordum" dedi. Binbaşı ona sırıtarak baktı. "Çekil emrini vermeye geldim." diyerek esirlere baktı. Andrew gerilse de bir şey söylemedi. Samuel onun üstüydü. "Kızların hepsini alıyorum" dedi hepsinde göz gezdirirken. "Onlar benim esirim" dedi Andrew. Bu kadarı da fazlaydı. "Ah bu konuda haklısın yüzbaşı. O yüzden bir tanesini sana bırakabilirim" dedi alayla. Andrew'in elleri yumruk oldu. "Kızların en çirkinini yüzbaşı Andrew'e bırakın, diğerlerini alın" dedi binbaşı. Andrew karşı çıkmakla boyun eğmek arasında kaldı. "Bir itirazın yoktur umarım binbaşı" diye ekledi. Andrew bir süre sessiz kaldı. Arkasına dönüp "Siz nasıl isterseniz binbaşı" dedi sinirle. Cadırına girdiği zaman artık iki kat nefret doluydu. Bir gün Samuel'i gebertecekti ve o güne fazla yoktu.
Updated at
Reads
Seyit Ali arsız bakışlarla dört göz dediği kızı süzerken az sonra yüzünün alacağı şekli düşündükçe keyfi katlanıyordu."Gel gelelim sebebi ziyaretimize" dedi Mahsun bey ama sözünü tamamlayamadan"Dicle'yi değil, Sena'yı kendime eş istiyorum" diyerek bombayı patlattı. Tüm şaşkın bakışlar ona dönerken Sena kapıdan çıkarken elinde ki tepsiyi yere düşürdü. Hızla arkasına dönüp Seyit Ali'ye baktı. Gözlüğünü sinirle geriye itti. Seyit Ali'nin yüzünde gördüğü muzip ifade elini ayağını boşaltırken"Ölsem de seninle evlenmem" diye karşılık verdi. Büyükler kendi aralarında konuşurken"Düğün için hazırlıklara başla sevgilim. Çok yakında vuslata ereceğiz" Sena daha da sinir olarak Seyit Ali'nin üzerine yürüdü. Seyit Ali bunu beklemese de sorun yoktu. Hızla ayağa kalktı. İkili göz göze geldi."Evleneceğin kızın yanında bu tarz şakalar yapmaya hakkın yok." Şerefsiz dememek için kendini zor tuttu."Ceyizin yoksa sorun değil Gelinim. Senin için her şeyi halledeceğim" Seyit Ali haddini fazlasıyla aşmıştı. Sena sinirden kıpkırmızı oldu. 4 göz, besleme, çirkin gibi lakapları takan kendisi değilmiş gibi birde onunla evleneceğini söylemişti."Köyün delisine varmak benim için bir seçenek olurda, sen olamazsın" Seyit Ali'nin dudağı alayla kıvrıldı ama gözlerinde bir kararlılık vardı."Bütün yolların bana çıkıyor sevgilim. Bu köyde benden daha delisi yoktur" (Haklı) Sena burnundan sert soluklar alırken, Seyit Ali'nin yüzünde eğlenen bir ifade vardı. Eğlenceli olacaktı. Bu evlilik kesinlikle istediği her şeyi ona sunacaktı...
Updated at
Reads
Savaş sırasında düşman eline geçen fakir köylü kızı Meva, Türklerden nefret edip Meva'yı esir alan bir binbaşı Andrew Wilson... "Kararını verdin mi Türk kızı? Benim altıma mı yatacaksın? Yoksa seni tüm askerlerimin altından mı geçireyim?" diyerek küçümseyici bakışlarını önünde kızın bedeninde gezdirdi.Meva ne yapacağını düşünürken "Allah senin belanı versin" diyip Andrew'in ayaklarının dibine tükürdü. Andrew sinirle Meva'nın kolunu kavrayıp onu askerlerin önüne itti. "O artık sizindir, ona istediğinizi yapın" diye bağırdı. Askerler Meva'ya bakıp sırıtırken, Meva'nın kalbi son derece hızlı atıyordu... Hikayede tecavüz, aşağılama, hor görme, Aldatma v.b şeyler olacaktır. Hikaye ağır bir anlatımla devam edecek ve çok fazla ters köşe olacaktır. Ona göre okuyun 😉
Updated at
Reads
"Metresim olacaksın" derken sesi sahiplenici çıkmıştı. Sanki soru sormuyor bilgi veriyormuş gibiydi. Hatta bilgi vermekte değil bir emirdi bu. Mayra'nın gözleri büyüdü. Ten rengi yüzünden çok kez hakarete ve zorbalığa uğramıştı ama bu hayatında duyduğu en korkutucu şeydi. "Ne diyorsunuz Çağhan bey? Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu?" gözleri dolmuştu üzüntü ve sinirden. "Duyuyorum Mayra. Benim olacaksın, seni istiyorum" dedi Çağhan Mayra'yı köşeye sıkıştırmak için. "Seni terbiyesiz Ahlaksız pislik" dedi patronuna diklenerek. Çağhan önüne gelip kolunu kavrayınca, boşta kalan elini kaldırıp yüzüne tokat atmak için hamle yapsa da Çağhan önce davranıp elini havada yakaladı. Mayra'nın bu hareketine oldukça sinirlenmişti. Çağhan tüm gücünü kullanıp ona karşı koyan kızı duvarla arasına aldı. "Seni hiç kimseyi arzulamadığım kadar arzuluyorum Mayra. Ben ne istersem onu alırım. Buna sende dahilsin" Mayra bu ruhsuz sapık adamdan hoşlandığı için kendinden nefret etmişti. Adamı ağır başlı, otoriter zannederken tam aksine sapığın teki çıkmıştı. "Bırak beni" dedi titreyen sesiyle. Çağhan hareket eden dudaklarına bakıp "Bırakamam sütlü çikolata, seni yemeden duramam" dedi ve kızın dudaklarına yapıştı. Öpüşü sahiplenici ve sertti. Mayra tutulan ellerini kurtarmaya çalışsa da başaramadı. Sonunda kendini kurtarmak için Çağhan'ın dudağını dişledi ve Çağhan'ın geriye çekilmesini sağladı. Gözleri yaşlardan dolayı bulanık görüyordu ama Çağhan'ın vurmak için kalkan elini görmüştü. Çağhan elini yumruk yapıp sert şekilde geriye çekerken bir boğadan farksızdı. "Bana bak Mayra! Ben bu şehrin hatta gideceğin her yerin sahibiyim. Bana boyun eğmezsen senin ve ailenin hayatını mahvederim. Sana seçenek sunmuyorum, benim olacaksın diyorum" dedi dişleri arasından. "Bu asla olmayacak" diye çığlık attı Mayra. Kapıya doğru koşarken "Bütün aileni esir alacağım o kapıdan çıkarsan" diye kükreyen adamla kırık olan kalbi korkuyla attı. Yapabilir miydi? Belki de yapabilirdi. Şu an mantıklı düşünemiyordu...
Updated at
Reads
Kolumu sıkıca kavrayan adamdan kaçmaya çalışırken, bu onun hiç umurunda değildi. "Bırak kolumu" diye bağırdım. "Sen bana vaat edilen gelindin, nasıl evlenip kendini başka bir adama verebilirsin? Bunun bedelini sende, abin de ödeyeceksiniz" "Ne?" diye sordum anlamayarak. Ben ona mı vaat edilmiştim? Tamam da neyin karşılığı olarak? "Bilmiyormuş gibi davranmak seni kurtarmaz" diyerek beni sürüklemeye devam etti.
Updated at
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.