lenahzade
Reads
"Sen benimsin,” diye hırladı kulağıma, sesi boğuk ve vahşi. “Anladın mı? Gitmek yok. Kaçmak yok. Sen buradasın. Benimle.” Her darbede daha derine, daha sert. Jakuzinin suyu dalgalanıyor, kenara vuruyordu. Ellerim sırtını tırmaladı, inlemelerim çığlığa dönüştü. “Duman… ahh… yavaş…” “Yavaş mı?” diye güldü, tehditkâr. “Hayır. Seni delirteceğim. Seni benim yapacağım.” Beni kenara yasladı, bacaklarımı omuzlarına aldı. Bu açıdan daha derine ulaşıyordu. Her girişte nefesim kesiliyordu. Elleri göğüslerime gitti, sıktı, meme uçlarımı kıstırdı. Dudakları boynuma indi, emdi, ısırdı. Ritmi hızlandı; sert, ritmik, acımasız. Çığlıklarım artık jakuziyi dolduruyordu, suyun sesine karışıyordu. Sonra beni kucağına aldı, jakuzinin içinde ayakta durdu. Bacaklarım beline dolandı, kollarım boynuna sarıldı. Duvara yasladı beni, suyun içinde. Her darbede bedenim duvara çarpıyor, su sıçrıyordu. Dudakları benimkileri buldu, öpücük sert ve derin. Elleri kalçalarımı tutuyor, beni kaldırıp indiriyordu. “Bağır,” diye emretti, sesi hırıltılı. “Bağır ki herkes duysun. Duman Çelik’in karısı kimmiş… kimin malıymış… bağır!” Çığlıklarım artık kontrolsüzdü. “Duman… Duman… ahh!” “Evet… öyle bağır. Adımı söyle. Benimsin de. Söyle!” “Duman… seninim… ahh!” Güldü, vahşi bir kahkaha. “İyi kız. Şimdi devam ediyoruz.” Ve devam etti. Jakuzinin içinde, kenarında, suyun dalgalarıyla. Sertçe, delirerek, doymadan. Beni tamamen kendine ait kılarak... *** Ellerini sertçe masanın üzerine vurdu ve ayağa kalkıp hızlıca bahçeye çıktı. Konağın bahçesindeki onlarca adamın gözü onun üzerindeydi. Karanlık, güçlü yapısı, onu koruyanların bile korkusuna şahit oluyordu. "Gidin! Çabuk o kadını bana getirin!" diye gürledi. Sesi bahçede yayıldığında, baş adamı Mirza ona yaklaşıp, "Ona ne yapacaksın?" diye sordu. "Yatağıma alacağım!" Duman Çelik, karanlık bakışlarını onun gözlerine dikti. "Madem kocası, benim karım olacak kadına nikâh kıydı, o hâlde karısını istemiyor demektir..." "Abi kadının suçu ne?" diye sordum Mirza, zaten bunu sorabilecek tek insandı. Ve o an, Duman Çelik, ona öyle bir baktı ki, "Tamamdır abi, anladım ben," dedi ve gitti. O ise orada kaldığında gözlerini kin ve öfke bürümüştü. Düşündüğü tek şey, o aileye neler yapabileceğiydi... Urfa'nın sıcak topraklarının ateşinde kavrulmuş, en güçlü aşiretin başındaydı. Kimseden korkusu yoktu ve buralarda herkes ondan korkardı. Evleneceği kadını, onun elinden alanlar, elbette bunun bedelini ödeyecekti. Zira kime bulaştıklarını bilseler, o gece bu hatayı yapmamış olurlardı... (Yetişkinler için yazılmıştır. +18)
Updated at
Reads
(Yetişkin okurlar için yazılmıştır.) "Nasıl? Hoşuna gidiyor mu?" Diye sorarken, parmaklarıyla eliyle koymuş gibi vajinamın tepesini bulmuş, o kaba parmaklarla beni okşuyordu. Hiçbir şey söyleyemedim, yapabildiğim tek şey gözlerimi kapatıp inlemek oldu. Kıvranarak bir elimle onun saçlarını okşuyor, diğer elimle bacak aramdaki elini güya tutmaya çalışıyordum ama mümkün değildi. Şuan sadece devam etmesini istiyordum. O bana dokundukça zihnim uyuşuyordu, onu düşünerek yaptığım tüm mastürbasyonlar aklıma geldikçe utandım. Ama o, şimdi beni elleriyle boşaltıyordu. Kendi evinde, o iri ve seksi vücudunun altında, mememi yalayıp, vajinamın tepesine okşayarak, inlete inlete boşaltıyordu beni. Parmaklarıyla sıvazladığı vajinam hemen sırılsıklam olmuştu. Bu ıslaklık sesleri beni daha da delirtti. Onun kokusu, dokunuşu, dili, dudakları, kısacası tamamen onu düşünerek ve hissederek, kıvranarak boşaldım. Boşalırken dizlerimi birbirine bastırıp elini sıkıştırdım, belimi yay gibi gerdim ve çığlık atmamak için elimle ağzımı kapattım. Varis hemen ağzıma kapattığım elimi çekti ve, "Bağır, zaten seni burada hiç kimse duyamaz, seni bundan sonra kimse elimden alamaz!" dedi. O an anladım ki, o ve benim hikayem, biz daha yeni başlıyorduk... * * * "1 milyon dolar,” diye hatırlattı anlaşmamızın bedelini. “Sana 1 milyon dolar ödeyeceğim. Sen bunun karşılığında ruhunu ve bedenini bir yıllık süreyle bana verdin; sana istediğimi yaparım.” Gözlerim fal taşı gibi açıldı, dudaklarım aralandı ve öylece şaşkınlıkla durup onu dinledim. “Bir sene bittiğinde kendi hayatına bakacaksın. Ama bu bir sene içindeki her şeyi ömrünün sonuna kadar hatırlayacaksın. Sana vereceğim 1 milyon dolar ne beni fakir ne de seni zengin yapacak. İşte bu yüzden bu süreçte sana yaşatacağım hayatı bir daha bulamayacaksın.” Yavaşça yutkundum. Bu adamın dürüstlüğü beni bitiriyordu... “Bu bir tehdit mi? Sanki bana öyle geldi,” dedim, imalı bir sesle. “Hayır, tehdit değil; apaçık gerçekler. Tehdit dediğimiz şey bir insana bir şey yapmaya zorlarken onun zaafını veya önceden yaptığı bir hatayı kullanarak onu zor durumda bırakmak ve seçim şansı sunmaktır. Ben seninle ilgili hiçbir şey kullanmıyorum. Sen bana kendin geldin ve teklifimi kabul ettin; bana kendi rızanla itaat edeceksin.”
Updated at
Reads
"Askerlerin libidosu zirve olur derler, doğru mu Yüzbaşı'm?" "Doğru, göstermemi ister misin?" Aşkı, aile sıcaklığını ve anneliği arayan bir cerrah ile, Sadece cinsellik isteyen, ciddi ilişkiden kaçan bir yüzbaşının hikâyesi... (Not: Cinsellik sahneleri tamamen detaylıdır, bunu bilerek başlayın.)
Updated at
Reads
2020-2024 yılları arasında en çok okunan!⚓️ Dudakları çeneme, oradan da boynuma inerken, gözlerim kapandı. Boynumu karış karış gezen dudakları gerginliğimi anlamış gibi durdu ve tekrar dudaklarıma kadar tırmandı. Dudaklarıma sıkı bir öpücük kondurup geri çekildiğinde gözlerimi açtım ve yemyeşil gözlerine odaklandım. Gözlerimin içine sert bir ifadeyle bakarken, "Seni bir ay sonra öldüreceğim..." dedi. "15 Aralık senin ölüm günün olacak..." Kaşlarımı çatarak ona şaşkın şekilde bakarken, sesli şekilde yutkundu ve bakışlarını yüzümde gezdirdi. "Son bir ayının tadını çıkar..." Diye fısıldadı. Gözlerini sıkıca kapatıp, açtığında, gözlerim dolarken gülümsedim ve onu başımla onayladım. Az sonra gözlerini kapadı ve yavaşça dudaklarıma yaklaştı. Dudakları dudaklarıma dokunduğunda gözlerim kapandı ve göz pınarlarımdan süzülen damlalar şakaklarıma kısaca dokunarak saç diplerime karıştı. Bileklerim soğuk parmaklarının arasındayken, yine nabzımı ölçüyordu. Öyleyse onu ne kadar istediğimi, ve bana dokunduğunda kalbimin ne kadar hızlandığını anlayabiliyordu. Dudakları tekrar boynuma ulaştı. Parmaklarım gömleğinin düğmelerine gitti ve yavaşça çözmeye başladım. Bornozun kemerini açtığını hissettiğimde, tüm vücudum ürperdi. Tenime yayılan alevler, korku ve isteğin karışımından ibaretti. Bornoz bedenimden sıyrılırken, üzerindeki gömleği omuzlarından sıyırdım ve o yarı çıplak kalırken, ben tüm çıplaklığımla karşısındaydım.
Updated at
Reads
Görücü üsulü Ayaz Karaduman ile evlenen, Tutku, hayatından hiç de memnun değildir. Çünkü onu sürekli aşağılayan, ilgisiz davranan ve onu hiç bir konuda tatmin etmek için uğraşmayan bir adam ile evlenmiştir. Zaman geçtikçe onu anlayan kişinin kocası değil de, kocasının abisi Kılıç Karaduman olduğunu anlamaya başlar. Kılıç Karaduman, karanlık, esrarengiz ve gizemli bir adam. Kılıç'ın yakışıklılığı, anlayışlı olması ve cazibesi Tutku'yu cezbederek ona âşık eder ve ikisinin arasında çetin bir yasak aşk başlar... İki taraf da evli, fakat iki taraf da mutsuz. Birbirlerine dokunabilmek, öpebilmek, koklayabilmek için köşekapmaca oynuyorlar! Aynı evin içinde karı ve kocaları varken, bazen mutfakta, bazen da banyoda, ya da balkonda birbirlerini sıkıştırıp, ayak üstü sevişiyorlar... Onlarınki tutkudan öte, aşkın ötesinde...
Updated at
Reads
BU HİKAYEDE YOĞUN CİNSEL İÇERİK, ŞİDDET, MADDE KULLANIMI VE OLUMSUZ ÖRNEK OLUŞTURABİLECEK DAVRANIŞLAR BULUNMAKTADIR. "Tamam," dedim, "seninle evleneceğim! Bunu sadece mecbur kaldığım için yaptığımı unutma, evleneceğiz ama hiçbir zaman normal bir evli çift olmayacağız..." Kollarını belime sardı ve beni tamamen kendine çekip neredeyse nefesimi kesti. Dudaklarıma ve gözlerime bakıp, "Zaten normal bir çift olmamızı beklemiyorum," dedi yine katil soğukkanlılığıyla, "bizim ilişkimiz çok daha çarpıcı olacak..." "Bana dokunmana izin vermeyeceğim!" dedim. "Sana istediğim an, istediğim şekilde dokunacağım!" dedi, "Hatta dokunmakla kalmayacağım... şu arkandaki yatakta sana öyle şeyler yapacağım ki, hem kaçmaya çalışacak... hem de büyük bir zevk alacaksın..."
Updated at
Reads
İçime biraz daha girdiğinde, acıyla inledim. Aslında inlememeye ve bağırmamaya çalışmıştım ama olmadı. Etrafdaki herkesin ortasında, Atilla'nın altında, acı ve zevkin karışımıyla inliyordum. Atilla'nın cayır cayır yanan bedeni, üzerimde hareket ederken, ellerimi onun geniş sırtına götürüp, bronz tenind egezdirdim. İçime daha sert girdiğinde tırnaklarımı onun sırtına geçirdim. Ben kendimi geriye doğru çekip kaçmaya çalıştıkça, o, biraz daha geliyordu bana. Bacaklarımı kavrayıp, kalçamı avucuyla sıkarak, gözlerimin içine baka baka içime girip çıkıyordu ve sanki onun bir parçası değil de, sıcak demir bir sopa giriyordu bana. ''Ahhh! Atilla!'' diye inledikçe utanıyordum ama onların bir geleneğiydi bu, utanmamam gerekiyordu. Bunu biliyordum, fakat, elimde değildi... Sonra belimden sararak beni kaldırdı, içimden çıkmadan dönüp oturdu ve ben, onun geniş omuzlarına tutundum. Korkunç gözleri, maskesi, ellerimin altındaki inanılmaz derecede geniş ve kaslı omuzları, bronz, parlak teni, vücudundaki yaraları, dövmeleri, her şeyiyle bir insan olamayacak kadar insanüstü ve güzeldi. Bir eli belimde, diğer eli kalçamda, beni kucağında oturtup kaldırıyordu ve canım bu pozisyonda daha fazla yansa da, dayanmaya çalışıyordum. "Atilla..." diye inledim gözlerine bakarak. "Artık sana mühürlendim," dedi, "bizi sadece ölüm ayırabilir..." Hatırladım. Onu öldürmek zorunda olduğumu hatırladım. Onu öldürmezsem, kardeşime kavuşamayacağımı hatırladım... Kardeşini yaşatmak için yüklü bir paraya ihtiyacı olan Nilay Kuzguncu, hastane bahçesindeki bankta otururken yanına gizemli bir adam gelir ve ona, ne isterse yapması karşılığında ihtiyacı olan parayı vereceğini söyler. Nilay, başına ne geleceğini bilmese de, son çaresi olarak gördüğü bu teklifi kabul eder ve parayı alır. Şimdi verilen paranın karşılığında kendisinden istenen garip bir isteği yerine getirmesi gerekir... YETİŞKİN ÖĞELER İÇERİR: Ayrıca kan, korku ve şiddet sahneleri barındırmaktadır.
Updated at
Reads
Patron: Yanımdayken böyle konuşamıyordun, uzaklaşınca sana bi' cesaret geliyor galiba. Ben: Diyelim ki, yanında seninle böyle konuştum. Deli gibi kızdırdım, hiç sevmediğin şeyleri yaptım, kötü sözler söyledim. Ne yaparsın? Patron: Kendini altımda bulursun.Gözlerim kocaman açıldı, hatta bacaklarım istemsizce titredi ve başımı kaldırıp dehşet içinde ona baktım. O ise telefonunu kenara bırakıp, gözlerimin içine bakarak gömleğinin düğmelerini birer birer çözmeye başladı... (Yaş farkı ve yetişkin içerik vardır.))
Updated at
Reads
"Seni elimden kimse alamayacak." Yavaşça yutkundum. Bakışları ile beni baştan aşağı süzdü ve yağmur damlaları üzerimize düşmeye başladı ama henüz çiseliyordu. Fırat, güçlü ellerini belime koydu ve beni kendine çekip, bedenlerimizi birbirine yapıştırdıktan sonra, "İçinde bir şey var mı?" diye sordu sert bir sesle. "Yok," dedim, "İç çamaşırı giymedim." Bu cevabım onu delirtmiş gibi, beni bir anda kucağına aldı ve şortunu aşağıya indirip, aletini bir anda içime kökledi. Onun da dediği gibi çığlığım etrafa yayıldı ama duyan kimse yoktu... Ellerimi ensesine sarmış, ona tutunmuştum. Dudaklarıma yapıştı ve kalçalarımı avuçlayıp sıkarak beni aletinin üzerinde kaldırıp indirmeye başladı. Resmen beni aletinin üzerinde zıplatıyordu. İçime girip çıktıkça, hem acı, hem de büyük bir zevk duyuyordum. Sevişmemizin kontrolü onun elindeydi. İkimizde nefes nefese ayrıldı dudaklarımız. "Hoşuna gidiyor mu?" diye sordu sert ve boğuk sesiyle. İçime girip çıkmaya ve beni aletinin üzerinde sertçe zıplatmaya devam ediyordu. Yağmur damlaları hızlanmaya başladı, sırılsıklamdık, geceliğim ıslanıp vücuduma iyice yapıştı. Yağmuru umursamadık, sahilin tam ortasında, yağmurun altında delicesine sevişiyorduk. Zıpladıkça çığlıklarım etrafa yayılıyordu, kendimden geçmiştim. Fırat o kadar güçlüydü ki, dakikalarca ayakta, beni aletinin üzerinde sertçe zıplatıp, vahşice becerdi ama bu ona yetmiyordu. "Memeni ağzıma ver!" diye emretti, karanlık bakışları, çatık kaşları ve sert sesi beni mest etti. Bir elimi geceliğimin yakasına götürdüm ve aşağıya çekip mememi dışarıya çıkardım ve Fırat, hemen mememe yumuldu. Meme ucumu ağzına alıp iştahla emerken, beni aletinin üzerinde zıplatmaya devam etti. Zevkten bayılmak üzereydim. Yağmur daha da şiddetini arttırdığında kaymaya başladım. Fırat içimden çıkmadan beni yere yatırdı ve içime sertçe girip çıkmaya devam etti. Ellerini geceliğimin yakasına koydu ve bir anda paramparça edip kenara fırlattıktan sonra onun altında çırılçıplak kaldım. Bir eli belimde, diğer eli kalçamı sertçe avuçlayıp sıkarken, dudaklarımı öperek beni sertçe beceriyordu. Çığlıklarım onun dudaklarının arasında kayboluyor, nefeslerimiz birbirine karışıyordu....
Updated at
Reads
"Karşı geldikçe zarar gören sen olacaksın, bu gece olanlar sana bir ders olsun. Bir daha böyle rezil etmeye kalkma kendini!" diye uyardı. Eğilip hemen yerdeki kazağı aldım ve göğsümün üzerine bastırdım. "Sen ne terbiyesiz, ahlaksız, insafsız bir adamsın ya? Hiç mi acıman yok? Ne dediysen yaptım işte! Yeter artık bitsin bu zulüm, öldüreceksen de öldür artık! Korkmuyorum!" Bir anda üzerime gelince geriye çekilip, tekrar merdivenlerin kenarına yaslandım. Yüzüme eğilip, ellerimle sıkı sıkıya kendime bastırdığım kazağı tutup çekti. Vermemek için direndim, sonunda o kazandı ve kazak yeniden yeri boyladı. Ellerimi göğsümde çaprazlayıp kendime etten kemikten bir kalkan yaptım. Bu bir çocuğun kendini korumak için yaptığı kalkan gibiydi ve maalesef hiçbir işe yaramadı. Nefesi kulağıma döküldü. "Korkmuyorum diyorsun ama hareketlerin buna zıt. Farkındasın değil mi? İstesem her şeyi yapabilecek güce sahipken seni yaşattığımın farkındasın, şikâyet etmeyi bırak ve yaşadığına şükret." Sanki lütuf eder gibiydi. "Ben seni kurtarmaya çalışırken, sen ikimizi de bitirmeye çalışıyorsun." Gözlerimi yenilginin öfkesiyle kapadım. Yanaklarımdan süzülüp göğüslerime dökülen damlaları tutmaya çalışmıyordum artık. Gözlerimi açıp öfkeli gözlerine baktım. Eğilip kolunun altından geçtim ve hızlı adımlarla salona doğru gittim. Arkamdan gelip tekrar koluma tutununca, lastiği germiş gibi geriye doğru savrulup vücuduna çarptım... (Asker ve Mafya) (Yetişkin okurlar için uygundur.) Hikâyenin tüm hakları tarafımca saklıdır!©️
Updated at
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.