〰️ Ashra〽️
Reads
Ela Yıldırım özgürlüğün peşindeydi. Ama bulduğu şey özgürlük değil, ateşti. Tenine değmeden bile yakabilen, bir bakışıyla nefesini kesen bir adam: Atlas Ilgaz. Ela kaçtıkça, Atlas daha da yaklaştı. Bir adım. Bir nefes. Bir fısıltı kadar yakın. Ve o bakış… Dokunmadan bile iz bırakan bir sahiplenişti. Aralarındaki çekim artık kader değil, tenseldi, yakıcıydı, kaçınılmazdı. Bu yangın… Ya Ela’yı tamamen yakacak, ya da onu küllerinden yeniden yaratacaktı. Ama asla sönecek bir ateş değildi.
Updated at
Reads
"Kavuşsam ihanet olacak... Kavuşmasam aşkımdan öleceğim. Ben bu kıza dokunursam atalarıma ihanet ederim, dokunmazsam aşkından deliririm..." Bazı aşklar kader değildir... İnattır. Trabzon'un köklü iki düşman ailesi... On üç yıl önce verilen bir söz... Ve o sözü hiçe sayan iki asi yürek... İklim Eda Akça... Laz Ziya'nın gözünden sakındığı, güzelliği kadar inadıyla da nam salmış biricik kızı. Kırmızının her tonunu taşıyan, gülüşündeki gamzelerle bile fırtına koparan bir Karadeniz kızı... Kuzey Şanlıbeyoğlu... Yeraltı dünyasının soğukkanlı, acımasız ve kontrol delisi patronu. Hayatını tek bir kuralla yaşamıştı: "Akça ailesinden hiç kimseye gözüm bile değmeyecek." Ama kader, en çok da kurallarını katı koyanlarla alay ederdi. Kuzey, yıllar sonra o yasağı çiğneyeceğini bilmiyordu. Çünkü bir gün karşısına kırmızı elbisesiyle İklim çıktı... Ve o günden sonra ne kontrolü kaldı ne de kaçacak bir yolu. Şimdi önlerinde tek bir soru vardı: Aşk mı kazanacaktı, yoksa on üç yıllık kan davası mı? Çünkü bu sevda yaşanırsa Trabzon'da taş üstünde taş kalmayacaktı... Ve bazı aşklar mutlu sonla değil... İnatla başlardı.
Updated at
Reads
#2026TR-AşkKanunu Ezgi Gökhanlı’nın hayatında hiçbir şey Cihan Bozok’tan önce gelmemişti. Çocukluklarından beri aynı sokaklarda büyümüş, aynı gökyüzünün altında birbirlerini sevmişlerdi. Yıllar sonra sonunda kavuşacak, bir hafta sonra kurulacak düğün sofrasında aynı ömre “evet” diyeceklerdi. Ama Ezgi düğününe bir hafta kala ortadan kayboldu. Ne bir iz bıraktı ne de ardında onu bulabilecekleri bir yol. Cihan aylarca aradı. Sonra yıllarca bekledi. Kalbi Ezgi’nin onu isteyerek terk ettiğine hiçbir zaman inanmadı. Aklıysa sekiz yılın ardından başka bir ihtimali kabul edemeyecek kadar yorulmuştu. Ve sonunda başka bir kadınla evlenmeye razı oldu. Ta ki düğünün ortasında kalabalık iki yana ayrılana kadar. Karşısında yıllardır unutmaya çalıştığı kadın vardı. Ama Cihan’ın hatırladığı Ezgi değildi bu. Solgun teni, yara içindeki elleri, kanayan ayakları ve gece siyahı saçlarının arasına düşmüş bembeyaz tutamıyla Ezgi, sekiz yılın ardından yalnızca iki kelime söyleyebildi. “Evlenemezsiniz…” Sonra Cihan’ın gözlerinin önünde yere yığıldı. O an Cihan ilk kez gerçeği gördü. Ezgi onu terk etmemişti. Ezgi kaçırılmıştı. Üstelik yıllarca sandığından çok daha yakında tutulmuştu. Şimdi Bozokların konağında yapılması gereken bir düğün değil, açılması gereken sekiz yıllık bir mezar vardı. Çünkü Ezgi geri dönmüştü. Ve onunla birlikte yıllardır gömülü kalan yalanlar da tek tek ayağa kalkacaktı. Bir kadın sekiz yıl boyunca esir tutulabilir. Peki ya sekiz yıl boyunca bekleyen bir aşk? ❤️🔥
Updated at
Reads
"Bir yılanın zehriyle zafer kazanmak; o zehrin gün gelip kendi damarlarını da kurutacağını göze almak demekti." Yirmi yıl boyunca kalbini intikamla besleyen Azer Bozdoğanbey için hesaplaşma vakti sonunda gelmişti. Annesiyle babasının katili bildiği adamdan öç almak için onun en kıymetlisine dokundu. Bir masumun hayatını kararttı. Bir çamur meydanında yükselen feryadı arkasında bırakıp gitti. Ama törenin acımasız hükmü onun verdiği cezayla yetinmedi. Namlular, kanatlarını kırdığı o kızın üzerine doğrultulduğunda Azer ilk kez korkuyu tattı. Çünkü yok etmek için mühürlediği Hazan, artık kendi cehenneminin tam ortasındaydı. Ve Azer anladı... Bazı kadınlar intikam için seçilir. Bazıları ise felaketin ta kendisi olur. Bir yılan avını sadece zehirlemek için mi sarar? Yoksa bütün dünyadan korumak için mi? "Bir yere çarptığını kolundaki morluğu görünce anlarsın bazen... Ne zaman vurdum, hiç hissetmedim dersin. Ama çürütmüştür bir kere. Hazan, Azer'in teninde hissettiği en derin ve en görünmez çürüktü." HERCAİ: ARAF Bazen insanı öldüren şey zehir değil... O zehre âşık olmaktır.
Updated at
Reads
#2026TR-AşkKanunu 💨 "Hazzın seni ele geçirdiğinde..." Hiç yaşadınız mı bilmiyorum ama bu haz öyle bir şey ki, dünyayı yıkar da yeniden kurar. Bir oyunla başladığın hayatın kölesi olursun. Vazgeçmek mi, devam etmek mi? İki seçenekte de ölüm... Peki ya bu bedel, sevdiğin adamı kaybetmek ise? Gitsen ona ihanet, kalsan kendine... Bu hikâyede kazanan yok; kaybediyoruz. Oturduk masaya, kaybetmeye oynuyorum. Ben Maya... Çaresiz olduğum bir anın bedelini ödüyorum şimdi. Kimseyi suçlayamam. Her şeyi bile isteye kendim seçtim. Bu hikâyenin sonunda sevdiğimi geri kazanabilecek miydim? Âşık olmak hesapta yoktu ve âşık olduğum an kaybettim... Bana uzatılan o teklifin hayatımı böylesine değiştireceğini bilmiyordum. Bir imza atacak, kısa bir rol oynayacak ve her şey bittiğinde sessizce çekip gidecektim. En azından bana anlatılan buydu. Oysa bazı oyunlar, başladığı anda kurallarını değiştirirmiş. İnsan bazen paraya değil, çaresizliğine yeniliyor. Ben de yenildim. Bir başkasının yazdığı senaryoda başrol olmayı kabul ettim. Fakat kimse bana, kalbimin de bu anlaşmanın bir parçası olacağını söylemedi. Sonra o çıktı karşıma... Yekta Gençaslan. Bir bakışıyla insanı susturan, tek kelimesiyle herkesin yönünü değiştiren o adam... Ona yaklaşmak görevimdi, ondan uzak durmak ise tek kurtuluşum. Ne görevimi başarabilecek kadar güçlüydüm ne de ondan vazgeçecek kadar cesur. Şimdi geriye dönüp baktığımda tek bir soru zihnimi kemiriyor: Bir insan, sevdiği adamı kurtarmak için mi yalan söyler... Yoksa söylediği yalan yüzünden mi sevdiği adamı kaybeder? Eğer bu bir günahsa, cezasını çoktan çekmeye başladım. Çünkü bazı hikâyeler mutlu sonla bitmez. Bazıları yalnızca hazzın, pişmanlığın ve kaybedilen bir aşkın gölgesinde yaşamaya devam eder.
Updated at
Reads
⚠️ +21 YETİŞKİN İÇERİĞİ VE EROTİK ALT TONLU KURGU Bu eser yoğun şiddet, ağır arzu, karanlık şehvet, mühürlenmiş bedenler ve yetişkinlere yönelik sahneler içermektedir. Okuyucunun dikkatine sunulur. "Bazı günahlar mühürlenir, bazı tutkular ise bir felaket gibi tenine çöker." İstanbul’un en parlak ışıkları altında, en ağır ihanete uğrayan Karan Efe Haznedaroğlu; içindeki mimarı o gece öldürüp, damarlarında akan vahşi Karadeniz kanını uyandırarak baba ocağına döndü. Amacı kalbini buz tutturmaktı, ama ocağın başında onu bekleyen yangından habersizdi. Konağın kapısından içeri girdiği an, unuttuğunu sandığı bir felaketle yüzleşti: Güneş. Sekiz yıl önce bıraktığı o masum çocuk gitmiş; yerine buz grisi dünyasını tek bir bakışıyla delip geçen, cam göbeği saçları ve okyanus mavisi gözlerindeki o gizli ateşle dize getirecek bir dişilik abidesi gelmişti. Karan Efe için o artık sadece bir emanet değil, dokunulması yasak bir günah, tadılması imkansız bir zevk, kendi karanlığını yakıp kül edecek o Güneş’ti. Yalçın Haznedaroğlu’nun hükmü buz gibiydi: "İstanbul'da bir sürtük için yandın, şimdi kanını bu evde temizleyeceksin. Güneş senin helalindir, ona sahip çıkacaksın!" Karan Efe, bir yanda ruhunu kavuran ihanetin öfkesi, diğer yanda Güneş’in porselen teninde dolaşmak için can atan parmak uçları... Kaçmaya çalıştıkça o okyanus mavisi gözlerin derinliğine, o cam göbeği saçların kokusuna mahkum oluyordu. Onu sadece sahiplenmek istemiyordu; onu her zerresiyle yıkmak, kendi karanlığında boğmak ve teninde sonsuz bir mühür bırakmak istiyordu. Güneş ise hayatını adadığı bu ailenin sert veliahdı karşısında ilk kez böylesine savunmasız, böylesine çıplaktı. Karan’ın her dokunuşu bir ceza, her bakışı bir vaatti. Karanlık bir geçmişin, cam göbeği bir tutkuyla çarpıştığı bu yatakta; Kim kurban olacaktı, kim katil? "Bana bak Güneş... Bu okyanus gözlerinde boğulmaya niyetim yok. Ben seni o fırtınanın içinde yakmaya, o porselen teninde kendi felaketimi yazmaya geldim. Durma, titreme... Çünkü bu gece günah, senin isminle anılacak." #DarkRomance #Adult #Erotica #Mafia #Possessive
Updated at
Reads
#2026TR-AşkKanunu Ben kocamın kardeşine âşıktım. Bundan daha büyük bir günahım yoktu belki de. Sekiz yıl önce YamanAlp Puslubey’e kalbimi verdim. O ise bana, beni istemediğini düşündürecek kadar büyük bir yara bıraktı. Sonra ağabeyi Azad’la evlendim. Altı yıl boyunca Puslubey Konağı’nın gelini oldum. YamanAlp’i unuttuğumu, o eski defteri çoktan kapattığımı kendime inandırdım. Ta ki kocam ölünceye kadar. Azad’ın kırkı çıktığında valizimi topladım. O konaktan, o aileden ve sekiz yıldır kaçtığım adamdan sonsuza dek ayrılacağımı sanıyordum. Ama Puslubey meclisinin benim için başka bir hükmü vardı. Ölen kocamın yerine kardeşiyle evlenecektim. YamanAlp’le. Karşı çıktım. Bağırdım. Gitmek istedim. O ise gözlerimin içine bakıp yalnızca: “Evleneceksin.” dedi. “Sen de mi karar verdin?” Cevabı bütün geçmişimi altüst etti. “Hayır. Ben kararımı sekiz yıl önce verdim.” Şimdi aynı konağın değil, aynı odanın içindeydik. Ben hâlâ onun sekiz yıl önce kalbimi nasıl kırdığını unutmamıştım. O ise her dokunuşuyla bana unutmak istemediğim başka bir şeyi hatırlatıyordu: Onu hâlâ istiyordum. Hem de bir kadının kendisine yasak olan bir adamı istememesi gerektiğinden çok daha fazla. Çünkü bazı aşklar bitmez. Bazıları insanın içinde sekiz yıl boyunca sessizce bekler. Ve bazı erkekler… Sevdiği kadına yeniden kavuştuğunda onu bir daha bırakmaya hiç niyet etmez. MÜPTELA Bazı tutkular, töreden bile eskidir.
Updated at
Reads
#2026TR-AşkKanunu Lal, üç yıl boyunca Kerem’in kimsenin bilmediği sevgilisi olmayı kabul etti. Onu sevdi, bekledi, sustu. Çünkü Kerem bir gün saklanmak zorunda kalmayacaklarına söz vermişti.Mezuniyet balosunda Lal, sonunda herkesin önünde Kerem’in elini tutacağını sanıyordu. Üstelik ona söyleyeceği büyük bir haber vardı: Bir hafta sonra İstanbul’a, Seçkin Dorukhan Üniversitesi’ne gidiyordu.Ama Kerem o gece Lal’e değil, okulun en popüler kızı Dora’ya yürüdü.Ve herkesin gözü önünde onu öptü.Bir iddia uğruna Dora’yla dört ay sevgili olmayı kabul eden Kerem’in Lal’e gönderdiği tek mesaj ise şuydu:“Dört ay ara verelim.”Kerem için bu yalnızca dört aylık bir araydı. Çünkü Lal’in onu sevdiğinden emindi. Bekleyeceğinden, affedeceğinden ve dört ay sonra bıraktığı yerde hâlâ onu bulacağından hiç şüphesi yoktu.Bilmediği tek şey vardı.Lal’in dört ayı yoktu. Yalnızca bir haftası vardı.Lal tek kelimeyle cevap verdi.“Tamam.”Sonra Kerem’e İstanbul’a gideceğini bile söylemeden hayatından çıktı.Yeni şehir.Yeni üniversite.Yeni bir hayat.Ve Dorukhan Üniversitesi’nde karşısına çıkan Pars Efe Dorukhan…Kerem dört ay sonra geri döndüğünde Lal’i bıraktığı yerde bulacağını sanıyordu.Ama bazı insanlar beklemez.Bazı aşklar ikinci bir şansı hak etmez.Ve bazen birini kaybetmek için onu terk etmek gerekmez.Onu cepte görmek yeterlidir.“Sen dört ay istedin. Ben senden vazgeçtim.”ZİYANBir aşk üçgeni romanı. 🖤
Updated at
Reads
+21 UYARI Bu hikâye yetişkinlere yöneliktir. kelepçe, vibratör ve açık cinsel sahneler içerir. “Mavi Gölgenin Masum Kuşu” Sarı saçlı, zümrüt yeşili gözlü masum bir kız… Buz mavisi gözleriyle karanlığı delen, kimsenin dokunamadığı tehlikeli bir adam. Bir gece Kayla borç batağından kaçarken yanlış kapıdan içeri girdi. Mavi Gölge gece kulübüne. Uzay Aslanbey onu ilk bakışta tanıdı ve tek bir cümleyle kaderini mühürledi: “İki seçeneğin var… Ya onları bırakırım seni alsınlar… Ya da bedenini bana verirsin ve evimde kapalı bir kuş olursun.” Artık o, Mavi Gölgenin kanatları altında. Ve bir gece… Uzay onu yatağa bağladı. Özel sipariş deri kelepçelerle bileklerini sabitledi. “Sen benimsin,” diye fısıldadı otoriter bir sesle. “Bugün bunu öğreneceksin.” Vibratörün vızıltısı odada yankılanırken Kayla ilk kez inledi. Uzay gülümsedi. “Boşal,” dedi emreder gibi. “Benim için boşal, Masum Kuş.” Bu ateş bir kez yandı mı… Geri dönüşü yok. YazarAsh♥︎ imzasıyla… Nefes kesen bir tutku, tehlike ve kader hikâyesi burada başlıyor.
Updated at
Reads
Hakkari’nin soğuk ve sisli dağlarında, Dağ Aslanları Timi’nin karizmatik ve dominant komutanı Binbaşı Aslan Dağtekin, her gece ölümle dans ediyor.Bir operasyon sonrası ağır yaralı halde üssün hemen dibindeki askeri hastaneye getirildiğinde, her şey değişir. Yeni tayinli genç doktor Kumsal Eren, bu sert, tehlikeli ve inanılmaz çekici adamın yaralarını sararken kendi bedeninin de onun buz gibi bakışları altında alev aldığını hisseder. Aslan’ın kalın, emredici sesi ve tenine değen sıcak, sahiplenici dokunuşları, Kumsal’ın içindeki tüm duvarları birer birer yıkar.Üssün dar koridorlarında, dağların vahşi tehlikesiyle harmanlanan yasak ve yoğun bir tutku alevlenmeye başlar.Dağ Aslanı, bir kez istediğini asla bırakmaz…Peki Kumsal, bu tehlikeli ve yakıcı aşka teslim olacak mı?❤️🔥 Yasak tutku, derin duygular ve dağları bile eritecek ateş…
Updated at
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.