Yazar Yıldız Tozu
Reads
BAHAR'IN AĞZINDAN... "Sen ne kadar güzel bir kızsın. Adın neydi?" "Mavi." "Ne kadar güzel ismin varmış Mavi. Kim koymuş adını?" "Babam koymuş." "Hmm... Baban mı almaya gelecek seni?" "Evet. Babam gelecek, yani benim annem yok ya, babam gelecek almaya." Yüreğim burkuldu. Yıllar önce elimden çekip alınan yavrum geldi aklıma. Daha cinsiyetini bile bilmiyordum. Yavaş yavaş, aklım başıma geldikçe araştırma yaparak izini sürdüm ancak öğrendiğim acı haberle yıkıldım. Meğer bebeğim sadece 3 ay yasayabilmiş. Annesinin sıcak kucağından ayrıldığı için dayanamamış, terk etmiş beni... "O zaman yarın görüşürüz Mavi." Çömeldiğim yerden kalkarak ağır adımlarla ilerledim.Yılların kirini silip atamayan yüreğim yeniden ağırlaşmaya başlamıştı. Yaşadıklarım, yaşatılanlar, elimden çekilip alınan çocukluğum... 17 yaşında hiç haketmediğim bir yaşamı yaşamaya mecbur bırakılmıştım. Belki kendimi toplamam çok zor olmuştu ama yine de hayata tutunmayı başarmış, kaybettiğim çocuğumun yerine başka çocukları koymaya çalışıyordum.Ben Bahar... Yaşamıma henüz uğramamış baharı adımda taşıyordum. Belki bir gün kaderime işlerdi...
Updated at
Reads
Hür bir kuşu almışlar, altın kafese koymuşlar. O altın kafesi de alıp avlunun en ücra köşesine bırakmışlar. Her gün gökyüzünü gören kuş bir gün yeniden kanatlanarak uçacağı umuduyla tutunmuş hayata. Benim adım Cemre... Hür bir kuşu andıran hikâyem gittiğim düğünde tamamen değişecekti. Ve ben hikayemi değiştiren herkesten intikamımı en soğuk şekliyle alacaktım! {Nefesimi hissetmesi, gözlerimdeki öfkeyi daha yakından görebilmesi için dibine kadar girdim. "Sana bunun hesabını soracağım Diyar! Her gün yalvaracaksın bana ama ben de aynı şekilde davranacağım! O altın kafesi sizin cehenneminiz yapacağım. Beni yaktın, ben de seni yakacağım!"}
Updated at
Reads
Çocuğun gözlerini kapatıp uzandığı kadının dudaklarından öptüğünde kalbimin kırılan parçaları göğüs kafesime batmaya başlamıştı. Aldığım her nefeste boğazıma saplanan kırık parçalarla dünya kendi ekseni değilde benim eksenim etrafında dönmeye başlamış gibiydi.Ayaklarımın altındaki zeminin kaydığını hissediyordum. Hayalini beraber kurduğumuz her anın üzerine başka kadının gölgesini düşürmüştü. Adımlarım bedenimi geri taşımaya çalışırken çalan korna sesiyle anlamıştım yolun ortasına kadar gerilediğimi.
Updated at
Reads
"EVLENMEM!""NE DEMEK EVLENMEM LAN! BU FIRSATI BİR DAHA NERDE DÜŞÜRECEKSİN KÖPEK!"Baba derler; bi kızın yarısıdır ya da yarası...Benim babam benim yarın olmaktansa yaram olmayı tercih etmişti. Evde adım atmaya korkarak büyümüştük o rutubetli duvarların arasında...2 kız kardeştik. Bize sahip çıkacak abimiz bile yoktu. Anam desen babamın şiddetinden gözünü açamaz hâle gelmişti. Gerçi babamın belinden çıkan kemer sadece annemin sırtına mı iniyordu? Kız kardeşimi korumayı başarsam da her yerimde hâlâ şiddetin izlerini taşırdım...Annemin gözlerine baktım bir şeyler desin diye. Her zamanki gibi sustu ve beni yeniden kaderimle baş başa bıraktı..."ÖLDÜRSEN, ŞURACIKTA CANIMI BİLE ALSAN EVLENMEYECEĞİM!""KES!"Ağır tokadı yüzümün sağ tarafına okkalı bir vaziyette indiğinde dizlerimin üzerine çökerek mecbur ayaklarına kapandım."BABA YAPMA!" dedim."BAK OKULUMUN BİTMESİNE ÇOK AZ KALDI! AVUKAT OLUCAM, EVE DAHA FAZLA PARA GETİRECEĞİM, YAPMA!"Okuldan işe, işten okula... 19 yaşına gelmiş bir kız çocuğunun iş hayatı 9 sene olur muydu? Eşek gibi çalıştırmış, çalıştığım paranın tümünü de elimden alarak bana tek kuruş bırakmamıştı. Şurada 2 senedir gizli gizli birikim yapıyordum, o kadar...Üzerime doğru eğilerek pis kokulu nefesiyle "Adamlardan parayı peşin aldım! Şimdi odana gitte hazırlan!" ayağını omzuma vurarak canımı yaktı..."KAYBOL GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN! NE B.KA YARARSINIZ Kİ! ERKEK OLAYDINIZ DA SOYUM İLERLEYEYDİ!"Avuç içlerim beton zemine temas ediyor, gözyaşlarım şıpır şıpır aşağı damlıyordu. "Akşama evi hazırla Gülten! Bu sabah getirdiklerimden yap yemekleri! Rezil olmayalım adamlara!"Canavarın ayak sesleri uzaklaşınca annemin dibinde aldım soluğu."Anne..." dedim.Ellerimi dizlerinin üstüne yerleştirdim."Anne ben evlenmek istemiyorum!""Gideceğin yer iyi yerdir kızım. Varsın kurtul bu sefaletten.""Yapma anne... Kiminle evleneceğimi bile bilmiyorum daha, yapma!""Kalkta hazırlık yapalım kızım..."Boğazındaki yumruyu, yüreğindeki acıyı bağrına basarak ayağa kalkıp ağır adımlarla eve doğru ilerlemeye başladı.Meşakkati zor dünya...
Updated at
Reads
KARACA'NIN AĞZINDAN...Yıllardır evimin kapısını açıp sıcacık yuvamda özenle ağırladığım, bacım dediğim, sırrıma ortak ettiğim, sırtımı yasladığım kadın meğer yıllardır kocamla birlikteymiş.Geç açıldığını anladığım gözlerim artık yaş akıtmaktan başka hiçbir şey yapamıyordu.Ben sırtımı yasladığım bacımdan, evimin direği dediğim oğlumun babasından hayatın en büyük kazığını yemişim.Benim adım Karaca Korman. Eşine duyduğu saygı ile bilinen, herkes tarafından sakinliği ve ağırbaşlılığı örnek alınan 26 yaşında ev hanımı bir kadın. Bu hikâyede acıma duygusu asla yoktur! Belki çoğu zaman beni yargılayacaksınız ama ben hayatın ta kendisindenim...İhanete uğrayan bir kadının çaresizliğine gelin birlikte tanık olalım.
Updated at
Reads
"Işık..." Kulağıma fısıldanan isim... Annemin beni terk etmeden önce koyduğu isimdi Işık. Bunu benden başka kimse bilmez, kimseye de söylemezdim. Şimdi kapalı gözlerimin ardında duran o ses...Sesleri asla unutmazdım ve bu sesi beynime kazımıştım. Savcı Tuna Irmak keskin ve net olan bu kalın ve otoriter sesi asla unutmayacaktı...Ağzım kapalıydı. Etrafımdan gelen ayak sesleri dışında hiçbir belirti bırakılmadı. Amaçları gözümü korkutmak, mesleğimi bırakmamı sağlamaktı ama bilmiyorlar ki ben bu hayattan korkmamayı daha yavrusuna yeni kavuşmuş bir kadının kucağından zorla alınıp cami avlusuna bırakıldığım gün öğrendim.Senin kim olduğunu bilmiyorum ama kim olduğunu öğrenmeye çok yaklaştığım için böyle g.t korkusuna kapıldığına eminim.Seni bulacağım Işığın Karanlığı... Seni elbet bulacağım...
Updated at
Reads
"Bu dağlar bizim aşkımızı sonsuz olarak bitirdi Egemen. Şimdi varsın vur beni!" dedim elindeki silahı alnıma daha fazla bastırarak. Eli tetikte gözlerimin içine bakıyordu. Baktı, baktı, baktı...Gözlerimi kapatarak duruşumu dik hâle getirdim. Silahın sesiyle Egemen'in bağırış sesi birbirine karıştı. "YAPAMIYORUM LAN! BENİ ALDATMANA RAĞMEN SANA KIYAMIYORUM YILDIZ!" Bir yönetmen ve Karadeniz kızının hırçın aşkını konu alan hikâye! Duygunun, acının, gözyaşının hüküm sürdüğü, komik anlarında içinde olduğu bu dolu dolu hikâyeye gelin hep birlikte yön verelim...
Updated at
Reads
İki düşman ailenin birbiriyle olan savaşında nefretin aşka dönüşme sürecine tanıklık edeceğiz.**"Arazimden çık ula seni yangaz!""Bizim arazi ne zaman senin oldu Umay?""Ula nerden sizin arazi oliymış? Mermiyi kafana yemeden çık git! Abi mabi dinlemicem, sıkıcam kafana!""Hoo senin dünyadan haberin yok katır inatlı keçi! Emicen haburaların hepsini dün akşam sattu bize!"Hiç düşünmeden ateşledim elimdeki tüfeği. Tam bacağından vurmuştum Altay'ı. "AAAA!"Dağların arasında süzülen haykırışı fındık ağaçlarının çiçek açmış dallarına yayıldı. "HASTA! NİYE VURDUN LAN BENİ MANYAK!""AĞZUNDAN ÇİKANİ KULAĞUN DEĞİLDA BAŞKA YERLERUN DUYARSA YERSUN KURŞUNİ! ŞİMDİ SEKE SEKE AŞAĞI İN. ZATEN SİZİN BAHÇE FAZLA UZAKTA SAYILMAZ ALTAY YILDIRIM!"Oturduğu yerde kanayan bacağını tutuyordu. Altay bu köyün en cesur, en mert delikanlısıydı ama bizim için yalnızca kahpeydi. Dedelerimizin sinor davaları yüzünden Yıldırım ve Koçyiğit aileleri ezelden beri düşmanlardı. Her sene mutalaka sınır kavgaları yüzünden karakolluk olurduk. Ve sanırım bu sene başlangıç tohumunu ben atmıştım..."Bağa bak ula! Kalk git, terk et haburayi! Nişanlum seni görürse benum gibi sağa merhamet etmaz, direk alnunun çatundan vurur!""Seni de, nişanlını da..."Acı içinde ayağa kalkıp seke seke yürümeye başladı. Elimdeki tüfeği yere koyarak kollarımı üstüne dayadım.Dağ gibi adam karşımda çöküyordu. Yürü bakalım Altay Yıldırım!
Updated at
Reads
"Nerelisin sen?" Karşımda oturan sert yüzlü, keskin bakışlı adamın ağzından çıkan ilk kelime 'nerelisin' olmuştu. Sorunun üstümde oluşturduğu şaşkınlıkla gözlerimi bir anlık yüzüne çevirdim. "Karadeniz." dedim kısık sesle. Gözleri simsiyah, teni hafif esmerdi. Kirli sakallarını süsleyen bıyıkları yüzüne ayrı bir ağırlık katıyordu. İnanmıyorum! Bu adam resmen yürüyen Ağa'ydı! Cevabımı duyar duymaz kaşları iyice çatıldı. "Bizim töreye ayak uydurabilecek misin? Yani Doğu bölgesine." Yutkundum. Benim de en büyük korkum buydu ya zaten. Kulaktan dolma bilgilerle ailenin adının duyulur bir kesimden geldiğini öğrenmiştim. "Herkese çabuk uyum sağlarım." "Biz herkes değiliz! Belli başlı kurallarımız var. Mesela öyle kafana her eseni yapamazsın!" Kesinlikle anlaşmaya gelmemişti. Amacı beni kendinden soğutarak evliliğe 'hayır' dememi sağlamaktı ama demeyecektim. Çünkü bunu Rasim amcaya borçluydum... Bu hikâye tüm ihanetleri içinde barındıran, herkesin birbir sırtında hançeri olan bir öykü... Gelin, aklımdakilere hep birlikte tanıklık edelim...
Updated at
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.